apartman karar defteri tasdik ettirmemenin cezasi

Görüldüğüüzere Karar Defteri ve İşletme Defteri iki farklı defterdir. Aslında Karar Defteri İşletme Defteri gibi yazılır. Ancak yönetimin gelir giderleri büyük ve kalem sayısı fazla ise muhasebe anlamında İşletme Defteri tutulması doğru olur. Ancak İşletme Defteri tutulması zorunlu değildir. 27Ara 2014. #3. Defter tasdik ettirmemenin en tehlikeli sonuçlarından biri alış faturalarındaki kdv lerin indirimlerinin kabul edilmemesidir. Resen takdire de gidilebilir. Bence gecikmelide olsa defter tasdik ettirilmesi gerekir. B. İşletmedefteri tutulursa onun da her takvim yılının bitmesinden başlayarak bir ay içinde yönetici tarafından notere kapattırılması mecburidir. Ticaret Kanunu'na göre, Tasdiksiz yazılı defterlerin bir geçerliliği yoktur. Değilki defterler Tasdik ettirilerek geçerlilik kazanır. Ynt Elimde Karar Defteri Yok Nasıl Dava açacağım #3 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, bir anagayrimenkulü ve diğer bileşenlerini (bağımsız bölüm, kat maliki, sığınak, kalorifer dairesi, apartman görevlisi vb.) tanımlayarak bunların yönetimi, karşılıklı hak ve yükümlülükleri öncelikle kat maliklerine sonra 8 Tasdiklideftere, toplantılar ile ilgili detaylar ve alınan kararlar kaydediliyor. Apartman karar defteri ara tasdiki Apartman karar defterine yapılan bir sonraki toplantılarda alınan kararların kaydedilmesi sonucunda, apartman karar defteri ara tasdiki almakta fayda oluyor. Böylece, defterde alınan kararlar yine resmi ortamda kaydedilmiş oluyor. Elite Rencontre Gratuit Pour Les Femmes. Bilindiği üzere, tacirler ve kooperatifl erin tutacağı ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlerin kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları yasal anlamda belirlenmiş ve sınırları çizilmiştir. Ancak uygulamada pek çok alanda olduğu gibi ticari defterlerin tasdiki aşamasında da boşluklar oluşmaktadır. Ortaya çıkan ve kanun koyucular tarafından öngörülmeyen bu boşluklar defterleri tasdik etmekle yükümlü noterlerin bağlı bulunduğu noterler birliği tarafından kapatılmaya çalışılmaktadır. Noterler Birliği Yönetim Kurulu ve tarihli toplantılarında ticari defterlerin tasdik işlemlerini gündemine almış ve buna bağlı belirli kararlar almıştır. Bilindiği üzere anonim şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerce►Yevmiye defteri, ► Envanter defteri, ► Defteri Kebir, ► Pay defteri, ► Yönetim kurulu karar defteri, ► Genel kurul toplantı ve müzakere defteri Limited şirketlerce ise; ► Yevmiye defteri, ► Envanter defteri, ► Defteri Kebir, ►Pay defteri ► Genel kurul toplantı ve müzakere defterinin tasdik ettirilip tutulması zorunludur. Ayrıca Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ’in 11/4 maddesi gereğince; müdür veya müdürler kurulunun şirket yönetimi ile ilgili olarak aldığı kararlar genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilebileceği gibi bunun için ayrıca tutulabilecek bir müdürler kurulu karar defterine de yazılabilir. Genel kurul toplantı ve müzakere defterinden ayrı olarak ihtiyari olarak müdürler kurulu karar defterinin tutulması halinde ise açılış ve kapanış onayları da dahil olmak üzere bu deftere de anonim şirketlerde ki, yönetim kurulu karar defterine ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Ayrı bir müdürler kurulu karar defteri tutulması halinde müdürler veya müdürler kurulu kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine kaydedilememektedir. Yönetim kurulu karar defteri, yevmiye defteri, envanter defteri ve defteri kebir yeterli yaprakları bulunması halinde yeni hesap döneminin ilk ayı içerisinde onay yenilemek suretiyle kullanılmaya devam edilebilir. Yönetim kurulu karar defterlerinin ve kullanılması halinde müdürler kurulu karar defterinin; ► Sayfalarının bitmiş olması, ► Zayi olması, ► Defterlerin fiziksel olarak mevcut olmasına rağmen herhangi bir nedenle kullanılamaz hale gelmesi, durumlarında bu defterlerin yenilenmesini gerekmektedir. Yukarıda da değinilen Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ’in 13’üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince, pay ve yönetim kurulu karar defterlerinin yenilenmesinin gerektiği hallerde açılış onayı yapılacak yeni defter, kullanımına son verilecek defterle veya zayi edilmişse zayi belgesi ile birlikte notere ibraz edilecek ve noter, eski deftere veya zayi belgesine yeni defterin açılış onayının yapıldığını tarih ve sayısını da belirtmek suretiyle yazacaktır düzenlemesi yer almaktadır. Anılan bu hüküm gereği karar defterlerin zayi edilmiş olması halinde ise zayi belgesi alınması zorunluluğu bulunmaktadır. Aksi takdirde noterler yeni defterin tasdik işlemini yapmamaktadırlar. Tabi bu durumda esas olan zayi belgesinin hangi durumlarda ve nasıl alınacağı sorunu ortaya çıkmaktadır. Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde kaybolursa, tacir zayi durumunu öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerdeki yetkili mahkemeden kendisine zayi belgesi verilmesini isteyebilir. Bu davanın hasımsız açılması gerekmektedir. Yani karar defteri kaybolduğunda ticari işletmenin bulunduğu yerdeki yetkili mahkemeye yasal süresi içerisinde müracaat edilerek zayi belgesinin alınması ve alınan bu belge ile yeni defter tasdiği için notere müracaat edilmesi gerekmektedir. Apartman karar defteri nasıl doldurulur?Apartman genel kurul toplantılarında görüşülen konular ve alınan kararların kayıt altına alınması gerekiyor. Bu nedenle yönetimin "apartman karar defteri" oluşturması gerekiyor. Peki apartman karar defteri nasıl doldurulur diyorsanız hemen karar defteri..Öncelikle apartman karar defteri nin noterden tasdikli olması gerekiyor. Tasdiklenen apartman karar defterine toplantıda alınan kararlar şu şekilde yazılıyorÖncelikle, deftere toplantıya katılan kat maliklerinin isimlerinin yazılması gerekiyor. Toplantıya katılmayan fakat yazılı olarak yetki verilen kişiler var ise yazılar saklanmak üzere teslim alınarak onlar da söz sahibi kaydedilmesinden sonra alt kısma madde madde alınan kararlar öncelikleri ile karar defterinin eski yönetici tarafından maksatlı ve kasıtlı olarak kat malikleri toplantısına getirmemesi halinde; kat maliklerinin düz beyaz bir kağıt üzerine alacakları karar ve yeterli imzaları... HANGİ SUÇUN CEZASI DAHA AĞIRDIR; YASAL DEFTERLERİ TASDİK ETTİRMEMEK Mİ YOKSA İBRAZ ETMEMEK Mİ? YazarTunahanSOYLU* E- Yaklaşım / Temmuz 2009 / Sayı 199 I- GİRİŞ Vergilendirmeye ilişkin usul ve esaslar 213 sayılı VUK’ta düzenlenmiştir. Bu Yasa’da bir çok konuya yer verilmiş olup, Yasa’nın 3. maddesinde vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin, yemin hariç her türlü delil ile ispatlanabileceği belirtilmekle beraber, yasa koyucu bazı delil vasıtalarını kendisi belirtmiştir. Bunlardan en önemlisi de yasal defterlerdir. Biz de makalemizde yasal defterlerin tasdiki ve ibrazına ilişkin konuları irdeleyeceğiz. II- TUTULMASI MECBURİ OLAN YASAL DEFTERLER Vergi Usul Kanunu’nun 172. maddesinde belirtilen; ticaret ve sanat erbabına, ticaret şirketlerine, iktisadi kamu müesseselerine, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelere, serbest meslek erbabına ve çiftçilere, aynı Kanun’un 171. maddesindeki; mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tespit etmek, vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek, vergi ile ilgili muameleleri belli etmek, mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek, mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını emanet mahiyetindeki değerler dahil kontrol etmek ve incelemek, maksatlarını sağlayacak şekilde defter tutmaları mecburiyeti getirilmiştir. Mükelleflerce tutulması zorunlu olan defterler mükellef gruplarına göre ayrılmakta olup, işletme esasına göre tutulacak defterler ve bilanço esasına göre tutulacak defterler olarak ayrılmaktadır. Yasa’nın 193. maddesinde işletme hesabı esasında “işletme defteri”nin, 182. maddesinde de bilanço esasında; “yevmiye defteri”, “defter-i kebir” ve “envanter defteri”nin tutulması gerektiği belirtilmiştir. Belirtmiş olduğumuz bu defterler bütün mükellefler tarafından tutulması gereken defterlerdir. Bununla birlikte I. sınıf tüccarlardan devamlı olarak imalat ile uğraşanların, yukarıda belirttiğimiz defterlerden başka ayrıca “imalat defteri” tutmaları gerekmektedir VUK, md. 197. Yasa’nın takip eden maddelerinde de diğer özellik arz eden işlerle uğraşan mükelleflerin ilave defter tutmak zorunda oldukları belirtilmiştir. III- TASDİKE TABİ OLAN DEFTERLER Makalemizin önceki bölümünde yasa koyucunun tutulmasını mecburi kıldığı defterleri, yasa maddelerini de belirterek açıklamaya çalıştık. Yasa koyucu tutulmasını zorunlu kıldığı defterlerin tamamı için önceden noterlere tasdik ettirme mecburiyeti getirmemiş sadece bir kısmı için tasdik mecburiyeti getirmiştir. Tasdike tabi olan defterler de Yasa’nın 220. maddesinde; Yevmiye ve envanter defterleri; İşletme defteri; Çiftçi işletme defteri; İmalat ve İstihsal Vergisi defterleri; Basit İstihsal Vergisi defteri dahil Nakliyat Vergisi defteri; Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri; Serbest meslek kazanç defteri; olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla tutulması mecburi olduğu halde burada sayılmayan defterlerin noterlerce tasdik edilmesi zorunlu değildir. Ancak, bu kanunla cevaz verilen hallerde yukarıda yazılı olanların yerine kullanılacak olan defterlerin de tasdik ettirilmesi gerekmektedir. IV- YASAL DEFTERLERİ TASDİK ETTİRMEMENİN MÜEYYİDELERİ Makalemizin önceki bölümünde açıkladığımız üzere; tutulması zorunlu olan defterlerin bir kısmının noterlere tasdik ettirilmesi mecburidir. Bu defterlerin ne zaman tasdik ettirileceği de VUK’un 221. maddesinde; Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda, Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda, Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde, Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce şeklinde açıklanmıştır. Yasal defterlerini yukarıda yaptığımız açıklamalar çerçevesinde tasdik ettirmeyen mükellefler bir kısım yaptırımlarla karşılaşacaklardır. Bu yaptırımlardan ilki usulsüzlük cezasıdır. VUK’un 352. maddesinde usulsüzlük fiilleri belirtilmiş olup, tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmış olması; II. derece usulsüzlük fiili olarak belirtilmekle beraber, bir ay geçtikten sonra yaptırılması ise I. derece usulsüzlük fiili olarak belirtilmiştir. Daha da önemlisi kanuni sürenin sonundan başlayarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilen defterler hiç tasdik ettirilmemiş sayılmaktadır. Öte yandan VUK’un 352. maddesinde “Usulsüzlük fiili re’sen takdiri gerektirirse, bağlı cetvelde yazılı cezalar iki kat olarak kesilir” denilerek usulsüzlük fiillerinin re’sen takdiri de gerektirmesi halinde iki kat olarak uygulanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle defterlerini tasdik ettirmeyen mükellefler hakkında uygulanacak I. derece usulsüzlük cezalarının iki kat olarak kesilmesi gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse; öteden beri işe devam eden bir mükellefin, takip eden yıl kullanacağı yevmiye defterini en geç 31 Aralık tarihine kadar tasdik ettirmesi gerekmektedir. Bu tarihe kadar tasdik ettirmeyip 31 Ocak tarihine kadar tasdik ettirirse kendisine II. derece usulsüzlük cezası kesilecek ve defterleri tasdik edilmiş sayılacaktır. Ancak 31 Ocak’tan sonra tasdik ettirmesi durumunda ise hiç tasdik ettirmemiş sayılacak olup, hiç tasdik ettirmeyen mükelleflerin tabi olduğu cezai yaptırımlarla karşılaşacaktır. Tasdike tabi defterlerini yukarıda belirtilen sürelerde tasdik ettirmeyen mükelleflerin karşılaşacakları ikinci yaptırım re’sen vergi tarhiyatına muhatap olmalarıdır. Nitekim VUK’un 30/3. maddesinde defterlerin tasdik ettirilmemiş olması re’sen takdir sebebi olarak sayılmıştır. Ancak hemen belirtmeliyiz ki; yasal süresinden itibaren bir ay içinde tasdik ettirilen defterler tasdik edilmiş sayılırken, bir aydan sonra tasdik ettirilenler hiç tasdik ettirilmemiş sayılmaktadır. Yasal defterlerini zamanında tasdik ettirmeyen mükelleflerin karşılaşacakları üçüncü yaptırım ise; KDV indirimlerinin reddedilmesidir. Çünkü yasal süresinden itibaren bir aydan sonra tasdik ettirilen defterler hiç tasdik ettirilmemiş sayılmaktadır. Dolayısıyla tasdik edilmemiş defterlerdeki KDV indirimlerinin kabul edilmesi mümkün değildir. Zira Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1 numaralı bendinde, “Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan Katma Değer Vergisi’nden, bu Kanun’da aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler” denilmiş, aynı bendin, a alt bendinde ise “Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi” denilerek de indirim yapma şartlarından bir tanesi belirtilmiştir. Yine Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 3 numaralı bendinde de, “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir” denilerek vergi indiriminin şartlarından biri daha sayılmıştır. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. maddesinin 1 numaralı bendinde, “Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirebilirler” denilmek suretiyle yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için faturada gösterilmesi ve kanuni defterlere kaydedilme şartı getirilmiştir. Öte yandan Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 54. maddesinde, kayıt nizamı ile ilgili olarak, mükelleflerin tutulması mecburi defter kayıtlarını bu verginin hesaplanmasına ve kontrolüne imkan verecek şekilde düzenlemeleri ve bu kayıtlarda, - Vergi konusu işlemlerin mahiyeti, vergisiz tutarları, hesaplanan vergi, indirilebilir vergi miktarlarını, - Vergiden istisna edilen işlemlerin, indirim hakkı tanınan ve tanınmayanlara göre ayrımı ile hesaplanan indirilebilir vergi miktarını, - İndirim konusu yapılamayacak işlemlerin niteliği ve bu işlemlerle ilgili vergi miktarlarını, - Matrah ve indirim miktarlarındaki değişmelerle, ödenen, terkin edilen ve iade olunan vergileri, ayrıca göstermeleri mecburiyeti getirilmiştir. Yasal defterlerini tasdik ettirmeyen mükellefler için mevzuattaki düzenlemeler ve vergi idaresinin uygulamasına göre KDV indirimlerinin kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak defter-i kebir ve envanter defterinin tasdik edilmemiş olması KDV indirimini olumsuz etki yapmamaktadır. Ancak Danıştay’ca verilen bir kararda[1] özetle, “Defterlerde noter tasdikinin olmamasının KDV indirim hakkını ortadan kaldırmayacağı, bu defterlere kaydedilen belgelerde gösterilen KDV’nin indiriminin kabul edilmesi gerektiği” belirtilmektedir. Öte yandan Maliye Bakanlığı’nca verilen bir özelgede[2] özetle, “Tasdiksiz de olsa kanuni defterlere ilgili takvim yılı içinde kaydedilen alış belgelerinde gösterilen KDV’nin ödendiğinin ve bu verginin satıcı tarafından beyan edildiğinin inceleme ile tespit edilmiş olması şartlarıyla, bu belgelerde gösterilen KDV’nin indiriminin kabul edilebileceği” belirtilmektedir. Yasal defterlerini zamanında tasdik ettirmeyen mükelleflerin karşılaşacakları dördüncü yaptırım ise; sahibi lehine delil olabilme özelliğini zedelemesidir. Nitekim ticari ihtilaflarda mahkemeler çoğu zaman yasal defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmaktadırlar. Tasdiki yaptırılmayan defterler mahkemelerce delil olarak kabul edilmeyeceklerdir. V- YASAL DEFTERLERİ İBRAZ ETMEMENİN MÜEYYİDELERİ Vergi mükelleflerine vergi kanunları ile birtakım sorumluluk ve haklar verilmiştir. Önemli sorumluluklarından bir tanesi de defter tutma mecburiyetidir. İşletme ile ilgili yapılan tüm mali işlemlerin yasal defterlere intikal ettirilmesi ve ilgili kişi ve kurumlara gerektiğinde ibraz edilmesi zorunludur. Vergi Usul Kanunu’na göre tutulması gereken yasal defterlerin ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza edilmesi ve istenildiğinde vergi inceleme elemanlarına ibraz edilmesi gerekir. Kimi mükellefler yasal defter ve belgelerini inceleme elemanlarına ibraz etmeyerek daha kazançlı çıkacaklarını ummaktadırlar. Halbuki durum hiç sanıldığı gibi değil. Vergi kanunlarımıza göre yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin çok ağır müeyyideleri vardır. Bunlardan birincisi; mükelleflerin re’sen vergi tarhiyatına muhatap olmalarıdır. Nitekim VUK’un 30/3. maddesinde defterlerin vergi inceleme yetkisi olanlara ibraz edilmemesi re’sen takdir sebebi olarak sayılmıştır. Yasal defterlerini ibraz etmeyen mükelleflerin karşılaşacakları ikinci yaptırım ise; KDV indirimlerinin reddedilmesidir. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. maddesinde alış belgelerinde yer alan KDV’lerin indirim konusu yapılabilmesi için yasal defterlere kaydedilmesi şartı aranmaktadır. Yasal defterlere kaydedilmeyen KDV’ler indirim konusu yapılamaz. Dolayısıyla defterler incelemeye ibraz edilmediğinden indirim konusu yapılan KDV’lerin yasal defterlere kaydedilip kaydedilmediği görülmediğinden indirim konusu yapılan tüm KDV’lerin reddi söz konusu olmaktadır. Bunun sonucunda mükellefler büyük KDV tarhiyatları ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Yasal defterlerini ibraz etmeyen mükelleflerin karşılaşacakları üçüncü yaptırım ise; hapis cezası istemiyle yargılanmalarıdır. Nitekim Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde varlığı noter tasdik kayıtları ile veya sair suretlerle tespit edilen yasal defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektiriyor. Yasal defterlerini ibraz etmeyen mükelleflerin karşılaşacakları dördüncü yaptırım ise; ibraz etmeme nedeniyle VUK’un 30/3. maddesine göre yapılacak re’sen tarhiyatlar için VUK’un 341 ve 344. maddesine göre kesilecek cezalar 3 kat olarak uygulanacaktır. Halbuki mükellef defter ve belgelerini ibraz etseydi re’sen tarh edilecek vergiler için kesilecek cezalar 1 kat olarak kesilecekti. Yasal defterlerini ibraz etmeyen mükelleflerin karşılaşacakları beşinci yaptırım ise; VUK’ta belirtilen uzlaşma hükümlerinden faydalanamamak şeklinde olacaktır. Nitekim VUK’un ek 1. maddesi ile ek 11. maddesinde; VUK’un 359. maddesine dayanarak kesilen vergi ziyaı cezaları için gerek tarhiyat öncesi gerekse de tarhiyat sonrası uzlaşma hükümlerinden yararlanamayacakları belirtilmiştir. VI- DEĞERLENDİRME VE SONUÇ Yasal defterlerin tasdik ettirilmemesi ile ibraz edilmemesi fiillerini irdelediğimiz makalemizde mükelleflerin karşı karşıya kalacakları yaptırımları ortaya koymaya çalıştık. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; gerek yasal defterleri tasdik ettirmemenin gerekse de yasal defterleri ibraz etmemenin ağır müeyyideleri olmakla beraber, yasal defterleri ibraz etmemenin müeyyidelerinin daha ağır olduğu görülmektedir. Şöyle ki; mükellefler yasal defterleri hiç tasdik ettirmemeleri ya da ibraz etmemeleri durumunda benzer cezalara muhatap olmaktadırlar. Ancak ibraz etmeme durumunda ilave olarak hapis cezası ile cezalandırılmakta ve uzlaşma hükümlerinden yararlanamamaktadırlar. Netice olarak ibraz etmemenin cezası tasdik ettirmemeye göre daha ağır olmaktadır. Bu cezalandırma yönteminde ağır suça ağır ceza ilkesine uyulmadığı görülmektedir. Bize göre yasal defterleri hiç tasdik ettirmemek yasal defterleri ibraz etmemekten daha hafif bir suç olmamalıdır. Zira mükellefiyetle ilgili bir ödevi eksik yapmanın, hiç yapmamaktan daha ağır cezalandırılması adil bir cezalandırma olmayacaktır. - * Vergi Denetmeni [1]Dn. 1. D.’nin, tarih ve E 1996/77, 1996/686 sayılı kararı [2]MB.’nin, tarih ve 3998 sayılı özelgesi Mehmet MAÇ Yeminli Mali Müşavir Vergi mükelleflerinin mali mevzuat konusundaki bilgi noksanlıkları ve ihmalleri vergisel riskler, hatta hapis cezası riski getirmektedir. Mali mevzuatın cezalar ile donatılmış olması ve tarhiyat riskleri, vergi mükellefleri için ticari, sınai, zirai veya mesleki faaliyet alanlarını adeta bir mayın tarlasına benzetmektedir. –Ticari defterlerin zamanında tasdik ettirilmemesi, –Yasal süresi içinde yazılmaması, –İstendiğinde vergi inceleme elemanlarına ibraz edilememesi, çok ağır mali sonuçlar doğurabilecek hatta defter ibraz edememe hali hapis cezası ile yargılanmaya sebebiyet verebilecek ihmal ve eksikliklerden bazılarıdır. Gerek bizim gerekse diğer yazarların ikazlarına rağmen yukarıdaki konularda ihmalde bulunulduğu görülmekte ve özellikle yevmiye defterinin geç yazılması durumuna sıklıkla rastlanmakta olduğu için bu konularda yeni bir hatırlatma ve bilgilendirmenin yarar sağlayabileceği düşünülerek bu yazımız hazırlanmıştır. Özetle ifade etmek gerekirse; Yasal Defterler Zamanında Tasdik Ettirilmelidir Yasal defterlerin zamanında tasdik ettirilmemesi, usulsüzlük cezasına, re''sen vergi tarhiyatına, KDV indirimlerinin reddine sebep olabileceği gibi, defterin tasdiksiz veya zamanında tasdik edilmemiş olması hali bu defterlerin sahibi lehine delil olabilme özelliğini de zedelemektedir. Zamanında tasdik, zamanında yazım ve ibraz açılarından YEVMİYE DEFTERİ diğer defterlere nazaran çok daha önemlidir. Örnek vermek gerekirse, zamanında tasdik edilmemiş yevmiye defterine kaydedilen KDV indirimleri geçersiz sayılarak ağır bir vergi tarhiyatı yapabilecek olmasına karşın, envanter defterinin tasdiksiz oluşu KDV indirim ve iade hakları açısından önem arz etmez. Yevmiye Defteri Yasal Süresi İçinde Yazılmalıdır Yasal defterlerin zamanında yazılmaması usulsüzlük cezası kesilmesine sebebiyet verebilir. Fakat yevmiye defterinin zamanında yazılmamasından kaynaklanabilecek KDV indirimi reddi çok daha ağır bir risktir. Bu ağır riskler nedeniyle muhasebe yetkililerinin yevmiye defterini yasal süreleri içinde yazdırmaları, mesela her bir ayın defter dökümünü, o aya ait KDV beyan süresi içinde yapmaları gerekir. Yasal Defterleri İbraz Edemez Duruma Düşmek Çok Vahim Sonuçlar Doğurabilir Yasal defterler zamanında tasdik ettirilse ve yazılsa dahi, yangın, su baskını gibi nedenlerle ziyan olması, çalınması veya herhangi bir nedenle arandığında bulunamaması sonucunda ibraz edilemezse, bunun çok ağır mali ve cezai sonuçları olabilir. Yasal defterlerin ve özellikle yevmiye defterinin ibraz edilememesi durumunda, usulsüzlük cezası, re''sen vergi tarhı ve daha önemlisi KDV indirimlerinin reddi şeklinde ciddi mali sıkıntılar doğabilir. Hatta defter ibraz etmeyen mükellef ibraz edememe gerekçesi ortaya koyamadığı takdirde, Vergi Usul Kanunu''nun 359/2''nci maddesindeki "GİZLEME SUÇU" işlemiş sayılarak savcılığa suç duyurusu yapılması sonucunda BİR YILDAN ÜÇ YILA KADAR HAPİS CEZASI istemi ile yargılanabilir. Bu ağır risklere maruz kalmamak için YASAL DEFTERLERE SAHİP ÇIKILMALIDIR. Bilgisayarda Oluşturulan Yevmiye Kayıtları Periyodik Olarak Arşivlenmelidir Mükellefler yevmiye kayıtlarını önce bilgisayar ortamında oluşturmaktadır. Dijital ortamdaki bu kayıtların yasal süreleri içinde zamanında tasdik ettirilmiş yevmiye defterine print edilmesi gerekir. Bilgisayarda oluşturulan kayıtların, yangın, bilgisayarın çalınması gibi nedenlerle kaybedilmesi riskine karşı bu dijital kayıtlar periyodik olarak CD veya disketlere yüklenmek suretiyle, emin ve farklı mahallerde arşivlenmelidir. Bu arşivleme mevcut bilgisayar kayıtlarının yedeğini teşkil etme fonksiyonu yanında,yevmiye defterinin kaybedilmesi riskine karşı tedbir niteliğindedir. Çünkü yevmiye defterini kaybederek ibraz edemez duruma düşen bir mükellef, bu defterde yazılı kayıtları dijital ortamda veya tasdiksiz yapraklara dökülmüş olarak inceleme elemanına veya mahkemeye ibraz edebildiği takdirde, uğrayacağı tarhiyatları veya cezaları kısmende olsa önleme şansını yakalamış olur. YEVMİYE DEFTERİNİN ZAMANINDA KAYDI VE İBRAZININ ÖNEMİNİ VURGULAYAN VE BU KONUDA DETAYLI AÇIKLAMALAR İÇEREN, 2007/99 SİRKÜLERİMİZ GÜNCELLENEREK AŞAĞIDA OKUYUCULARIN DİKKATLERİNE SUNULMUŞTUR. KDV İNDİRİMİ İÇİN, İNDİRİME DAYANAK TEŞKİL EDEN BELGELERİN YEVMİYE DEFTERLERİNE KAYDEDİLMESİ ve İBRAZI ZORUNLUDUR YEVMİYE DEFTERİ DÖKÜMÜ ALINMASININ ÖNEMİ 1. GENEL AÇIKLAMA 1996/70 ve 1999/78 sayılı Sirkülerlerimizde tasdikli yevmiye defterine kayıt yapılmaksızın KDV indirimi uygulanamayacağı, böyle bir durumun tespiti halinde İNDİRİLEN KDV LER REDDEDİLMEK SURETİYLE, ÇOK AĞIR SONUÇLAR VEREBİLECEK TARHİYATLARLA KARŞILAŞILABİLECEĞİ hatırlatılmıştı. Mükelleflerin, KDV beyannamesinde indirim olarak gösterdikleri KDV yüklenimlerinin, sağlıklı faturalara, perakende satış belgelerine ve sair yasal belgelere dayanmış olması esastır KDVK Md. 29. Ancak Kanun Koyucu, KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerin mevcudiyeti ile yetinmemiş, KDV indirimi yapılabilmesi için bu belgelerin yasal defterlere kaydedilmiş olmasını da şart koşmuştur. Bu şart KDV Kanunu''nun 34 üncü maddesinde şöyle ifade edilmektedir. "Yurt içinde sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir." Vesikaların kanuni defterlere yasal süreler içinde kaydedilmesi, Vergi Usul Kanunu ile Md. 219 emredilmiş olmasına rağmen çoğu mükellef kayıt işlemini geciktirmekte idi. Bu eğilim KDV Kanunu''nun yürürlüğe girmesinden sonra da sürdürülmüş olup bir çok mükellef kayıtta gecikme nedeniyle, usulsüzlük cezası yanında, KDV indiriminin reddedilmesi suretiyle cezalı KDV tarhiyatına uğramışlardır. Yasal defterlere işlenmemiş katma değer vergilerinin indirilmesinden kaynaklanan sorunlar ile Maliye İdaresinin ve Danıştayın konu hakkındaki tutumuna ilişkin olarak tekrar bilgi vermemizin yararlı olabileceği düşünülmüştür. 2. İNDİRİME DAYANAK TEŞKİL EDEN BELGELERİN YASAL DEFTERLERE KAYDEDİLMESİ KDV Kanunu''nun 34''üncü maddesinde vücut bulan ve 29''uncu maddenin 3''üncü fıkrasında bir kez daha vurgulanan bu şekil şartı uyarınca, mal ve hizmet alımı suretiyle yüklenilen ve yasal belgelerle tevsik edilen KDV, bu belgelerin yasal defterlere kaydedildiği dönemin KDV beyannamesinde indirime konu edilebilmektedir. KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerin, ilgili KDV beyan dönemi sonuna kadar yasal defterlere işlenmemiş olması, bir usul şekil eksikliğidir. Ancak Kanun Koyucu, belki de sırf mükellefleri kayıt nizamı açısından disipline etmek amacıyla, vergi indiriminin esasını etkilemeyecek bu hususu, kanun hükmünde indirimin asli şartlarından biri saymıştır. Maliye İdaresinin Görüşü Kanunda öngörülen bu şekli zorunluluk Mali İdare tarafından da sıkı sıkıya benimsenmiştir. İdare, muhtelif defalar belirttiği görüşlerinde, bu şekli zorunluluğun, KDV indirimine esas teşkil eden bir asli şart olduğunu, kati bir şekilde vurgulamaktadır. Mesela Maliye Bakanlığı''nın 1991/9 sıra nolu KDV İç Genelgesinde şu ifadelere yer verilmiştir. "Katma Değer Vergisi Kanununun yukarıda belirtilen 29 ve 34. maddeleri ile indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak koşuluyla ilgili belgelerin kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, deftere kaydedilmeyen alış faturalarında kayıtlı katma değer vergisinin indiriminin, kesinlikle mümkün olamayacağı açıktır. Yüklenilen vergi, faturada ayrıca gösterilmiş olmasının yanında, ancak kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir. Bu yöndeki Danıştay kararları da müstakar hal almıştır. Bu nedenle mükelleflerin kanuni defterlerine kaydetmedikleri katma değer vergisini, belgenin ait olduğu dönem beyannamesinde indirim konusu yaptıklarının tespit edilmesi halinde, söz konusu indirimlerin reddedilmesi gerekmektedir. Bu şekilde, kabul edilmeyen indirimlerin beyannamenin indirilecek katma değer vergisine ait bölümünden çıkarılmasından sonra, yapılacak hesaplama sonucu mükellefçe ödenmesi gereken bir verginin çıkması halinde, bu miktarın Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre cezalı olarak isteneceği tabiidir." Danıştayın Görüşü İdarenin, defterlere kaydedilmeden ilgili dönem beyannamesinde indirim konusu yapılan vergilerin, indiriminin yasaya uygun şekilde yapılmadığı ve bu nedenle eksik hesaplanan verginin cezalı olarak tahsiline yönelik görüş ve uygulaması çoğu kere vergi yargısına intikal etmiştir. Yargıya intikal eden olaylarda Danıştayın bu konuda farklı görüşlerle kararlar verdiği görülmektedir. Danıştay bazı kararlarında, indirime dayanak teşkil eden belgelerin yasal defterlere geç kaydedilmesinin yalnızca bir usul eksikliği olduğu, görüşünü benimsemiştir . Bir kısım Danıştay kararlarında ise, Maliye İdaresinin anlayışına paralel olarak, yasal defterlere kaydedilmemiş belgelere dayalı KDV indiriminin mümkün olmadığı görüşü benimsenmiştir . Vermiş olduğu kararlara yansıttığı bu iki farklı görüşü nedeniyle Danıştay''ın, uyuşmazlıklarda ne yönde karar vereceğini kestirmek mümkün olmamaktadır. Ancak, herhangi bir Danıştay Dairesi kararından daha fazla anlam ifade eden Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından bu konuyla ilgili alınan tarih ve E1994/282 K1995/161 sayılı kararda şu ifadeler yer almaktadır "Yasa''nın, 29 ve 34''üncü maddelerinin değinilen kuralları karşısında, yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için 34''üncü maddenin 2 işaretli fıkrası ile tanınan tespit yetkisi uyarınca Maliye Bakanlığı tarafından yapılan yönetsel düzenlemenin kapsadığı durumlar dışında indirime konu verginin fatura ve benzeri belgelerde hem ayrıca gösterilmesi ve hem de alış belgelerinin yasal defterlere kaydedilmiş olmasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Alış faturası ve benzeri belgelerin yasal defterlere kaydedilmiş olması koşulu ; kaydı zorunlu belgelerin, yükümlülerin tutulması zorunlu defterlerine kayıt düzenine uyularak yazılmış olmasını ifade etmektedir. Dâvacının bilânço esasına göre defter tuttuğu tartışmasızdır. Uyuşmazlığa yol açan tartışma ise, onaylanmış yevmiye defterine arama gününe değin hiç işlem kaydedilmemiş olmasıdır. Her ne kadar gününde yürürlüğe giren 3239 sayılı Yasa''nın 16''ncı maddesi ile değişen Vergi Usul Kanunu''nun 183''üncü maddesinin ikinci fıkrasında, dileyen yükümlülerin hareketli yapraklı yevmiye defteri tutmalarına olanak tanınmış ve bu değişikliğe ilişkin gerekçede, modern vergiciliğin gereği olarak yükümlülerin otomasyon uygulamasına özendirilmesinin amaçlandığı belirtilmişse de, otomasyon uygulayan işletmelerde bilgisayarla işlem yürütülmesi, alış belgelerinin yevmiye defterine kaydı yönündeki zorunluluğu kaldırıcı nitelik taşımamaktadır. Öte yandan, bilgisayarla tutulan muhasebe fişlerinin Katma Değer Vergisi Kanunu''nun 54''üncü maddesinde öngörülen ve defter kayıtlarının kapsadığı asgarî koşulları taşıması da söz konusu olmadığından,alış belgelerinin bilgisayarla tutulan muhasebe fişlerine geçirilmesi, yüklenilen verginin indirimine yeterli görülmemiştir. [MEHAZ Maliye Postası Dergisi Sayı 384 1 Eylül 1996] Bu karar ışığında, yasal defterlere kaydedilmeksizin yapılan KDV indiriminin yasaya uygun olmadığının Danıştay tarafından da kabul göreceği ihtimalinin yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak, yasal defterlere kaydedilmemiş KDV yüklenimlerinin indirilmesi, cezalı tarhiyata uğrama riski getirmekte olup, böyle bir tarhiyata karşı açılacak davanın mükellef aleyhine sonuçlanması ihtimali de göz ardı edilemeyecek kadar yüksektir. KDV İndirimi İçin Belgelerin Kaydedilmesi Zorunlu Olan Defter Yevmiye Defteridir KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerin yasal defterlere kaydedilmesi şartında önem arzeden bir husus da kanunda kastedilen yasal defterlerin hangi defterler olduğudur? Bilindiği gibi bilanço esasına tabi mükellefler VUK''nun 182''nci maddesi uyarınca yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri tutmakla yükümlüdürler. Mükelleflerin KDV indiriminden yararlanabilmesi için tüm bu defterleri işlemiş olmaları gerekmekte midir? Kanundaki ifade "... ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla... " vesikaların dolayısıyla vesikaların içerdiği bilgilerin defterlere kaydı sözkonusudur. Vesikalar muhasebesel anlamda mal yahut hizmet bedeli ve KDV içermektedir. Yine Kanunun kayıt düzeni başlıklı 54''üncü maddesinde katma değer vergisi mükelleflerinin tutulması mecburi defter kayıtlarını bu verginin hesaplanmasına ve kontrolüne imkan verecek biçimde düzenlemeleri gerektiği, bunun için vergi konusu işlemlerin mahiyeti, vergisiz tutarları, hesaplanan vergi, indirilebilir vergi miktarlarının açıkça gösterilmesinin şart olduğu belirtilmektedir. Bu hükümler ışığında, sadece yevmiye defterinin kaydedilmiş olmasının KDV indirimi bakımından yeterli olacağı ortaya çıkmaktadır. Çünkü - Yevmiye defterinin işlenmesi ile 54 üncü maddedeki tüm gerekler yerine getirilmiş olmaktadır. - Defteri kebir de bir yasal defter türü olmakla ve KDV hesaplarını içermekle beraber bu defter yevmiye kayıtlarının tasnifli şekilde tekrarı için tutulmakta ve tali nitelik taşımaktadır. Nitekim bu defter vergi usulü açısından tasdike tabi değildir. Dolayısıyla yevmiye defteri dışındaki defterlerin yasal süresi içinde yazılmamış olması sadece usulsüzlük cezasını gerektirir ve KDV indirimini engellemez. 3. YASAL DEFTER YAZIMINA VE İBRAZINA İLİŞKİN ÖZELLİKLER Önceki bölümlerde KDV indirimi için öngörülen şekli zorunluluk üzerinde durulmuştur. Bu bölümde ise, bu zorunluluğa ilişkin bazı tesbitler ortaya koyulmaya çalışılacaktır. İşlemlerin Yasal Defterlere Kaydedilmesi İçin Öngörülen Süre VUK''nun 219''uncu maddesi şöyledir Kayıt Zamanı Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki a Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir. b Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanato ve bordro gibi yetkili amirlerinin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez. c Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defteri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir. Vergi usulü açısından kayıt süreleri böyle olmakla beraber, KDV açısından, belli bir aya ait kayıtların o ay ile ilgili KDV beyan süresi dolmadan önce yevmiye defterine yazılmış olması bir anlatımla, KDV Kanunu''ndaki bu hüküm her bir ayın defter kayıt süresini, izleyen ayın ilk 24 gününe hapsetmektedir.KDV Kanunu''nun 41''inci maddesi Mükellefler Neden Muamelelerini Yasal Defterlere Zamanında Kaydetmiyorlar Yukarıda da belirtiğimiz üzere mükelleflerin KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerini yasal süresi içerisinde defterlerine kaydetmemeleri VUK açısından, birinci derece usulsüzlük cezasıyla VUK Md. 352/I-6 geçiştirilebilmekte, ancak KDV açısından, indirilen KDV''nin reddi gibi çok vahim sonuçlara neden olabilmektedir. Peki tüm bu sonuçlar ortadayken bazı mükellefler özellikle mükelleflerin muhasebesini tutmakla yükümlü olan yetkililer neden muamelelerin defterlere kaydını yasal süreleri içerisinde yapmıyorlar? Bu sebeplerden birkaçını bize göre şöyle sıralamak mümkündür. - İşletme sahip ve yöneticilerinin muhasebeye gereken önemi vermemeleri, - Muhasebe kadrolarının sayı olarak ve/veya tecrübe itibariyle yetersiz olması, - Ücret düşüklüğü, yoğunluk gibi nedenlerle bu kadroların sık sık değişmesi ve isteksiz çalışması, - Bu kadroların muhasebe dışı görevlerle meşgul edilmesi, gibi nedenlerle defter yazımının ihmale uğraması sık karşılaşılan nedenlerdendir. Günümüzde artık pek çok işletme muhasebesini bilgisayar ortamında tutmakta, defterlerde printerle yazdırılmaktadır. Bu işlemin yarattığı külfet, takip edecek eleman yetersizliği, printerin çok yavaş çalışması gibi nedenler defterlerin uzun dönem aralıklarıyla yılda birkaç kez veya yıl sonunda bir defada yazdırılmasına sebep olabilmektedir. Eğer mükellef böyle bir sebeple defterlerini yazdırmayı aksatıyorsa, yukarıda belirttiğimiz üzere, bir incelemede, defterlere kaydedilmeden indirilen KDV'' nin reddedilmesi gibi çok vahim sonuçlarla karşılaşabileceğini aklından çıkartmayarak,bu işlem için mutlaka zaman yaratmalıdır. Bu konudaki tavsiyemiz muhasebe fişlerinin 10 gün içerisinde düzenlenip imzalanması, yasal defterlerin de aylık periyotlarla ve müteakip ayın 24''ünden önce yazdırılmasıdır. Bu sebeplerden belki de en önemlisi, işletmenin muhasebe sorumlularının veya diğer yetkililerin defter yazdırmaktan çekinmeleridir. Bu çekinme iki farklı durumdan doğmaktadır. - İşletmenin iyi niyetli muhasebe sorumlusu gerçekleşen muamelelerin yasal defterlere kaydını, Ya hatalı bir işlem yaparsam ? Ya ileride bir işlemi değiştirmek zorunda kalırsam gibi düşüncelerle erteleyebilmektedir. - İşletmede gerçekten bazı vergisel planlamalar yapılmakta veya vergi kaçırılmaktadır. Dolayısıyla işlemler bu çerçevede programlanıp defterlere intikal ettirilmektedir. Bu durum, defterlerin uzun dönemlerde, belki de dönem sonlarında bir kez, yazdırılmasına yol açmaktadır. Defter yazımındaki gecikmenin nedeni vergi kaçırma amaçlı planlamalar olmasa bile, böyle bir gecikmenin tespit edilmesi inceleme elemanının firma hakkında olumsuz önyargıya kapılmasına yol açabilir. Eğer iyi niyetli mükellef ve muhasebe sorumlusu yalnızca ileride doğabilecek düzeltmeler ya da hatalı işlem yapmak gibi çekincelerle defterlerini yazdırmıyorlarsa, - Yasal defterlere işlenmeyen belgelere dayalı olarak indirdikleri KDV''nin reddi ve ziyaa uğratılan verginin cezalı tarhiyatı gibi ağır müeyyidelere maruz kalacaklarını tekrar vurgulayarak- şu hususları hatırlatmakta fayda görüyoruz. Hatalı kayıtların ilgili dönem içerisinde tespit edilmesi halinde VUK''nun 217. maddesi hükmü uyarınca gerekli tashih kayıtları yapılarak düzeltilmesi mümkündür. Hata, gerekli işlemler, beyan ve bildirimler KDV beyannamesi, muhtasar beyannamesi gibi yapıldıktan sonra mükellef tarafından belirlenirse, bu durumda muhasebe kayıtlarının düzeltilmesi yanında bildirim ve beyanların da düzeltilmesi gerekir. Bu düzeltme de VUK''nun 371. maddesi kapsamındaki pişmanlık hükümlerine uygun yapılırsa mükellefe iyiniyet kuralları çerçevesinde herhangi bir vergi ziyaı cezası kesilmeyecek, yalnızca eksik beyan ettiği vergi, pişmanlık zammı ile birlikte tahsil edilecektir. Kaldı ki yapılan hataların yaptırımlara konu olabilmesi genellikle bildirim ve beyanlardan sonra gündeme gelebilecektir. Vergi denetim elemanlarının da genellikle beyan ve bildirim yapılmadan önce tespit ettikleri hatalar konusunda, bunların düzeltilmesini önermek ve gerekiyorsa bazı usulsüzlük cezaları uygulamak dışında yapabilecekleri bir işlem yoktur. Yevmiye Defteri Yapraklarının Tasdiksiz Arka Yüzlerine Yapılan Kayıtların Geçerli Olup Olmadığı Tartışmalıdır Bilindiği üzere noterler printerde yazdırılmak üzere tasdik ettikleri defter yapraklarının önyüzlerini numaralandırmakta ve onaylamaktadırlar. Bu şekilde tasdik edilen defter yıl içinde bittiğinde yılın geri kalan kısmına ait kayıtların bu yaprakların arka yüzlerine yapılmasının yasal açıdan geçerli olup olmadığı tartışma konusu olmaktadır. Bu konuda bizim önerimiz, sorun yaşamamak için, tasdiksiz arka yüzlere kayıt yapılmasından kaçınılmasıdır. Bunu sağlayabilmek için de, dönem içinde defter kayıtlarının düzenli olarak bastırılarak, kalan sayfa adedinin takip edilmesi, yetmediği noktada yeni sayfaların tasdik ettirilmesi gereklidir. Bu, KDV indiriminin yanı sıra, yasal defterlerin olası uyuşmazlıklarında delil olarak kullanılabilmesini de sağlamış olacaktır. Esasen, yasal defterlerin onaylı olmayan arka sayfalarına yapılan kayıtlar, bize göre geçersiz kayıtlar olduğu cihetle KDV indirimi açısından kabul edilmez. Nitekim Danıştay''ın Dan. 7. Daire – E2001/4619, K2002/167 müteharrik yapraklı yevmiye defterinin tasdiksiz arka sayfalarına yapılan kayıtların kanuni defterlere yapılmış kayıt olarak kabul edilmeyeceğine ve KDV indirimi yapılamayacağına dair kararı mevcuttur. Ne var ki Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu bu gibi durumlarda KDV indiriminin reddi için tasdikli olan diğer yasal defterlerle karşılaştırmalı bir inceleme yapılmasının gerekli olduğu ve bu yapılmadan indirimin reddedilemeyeceğine dair karar vermiştir. Defterlerin İbrazında Süre Vergi incelemesi yetkisine haiz memurlar, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacıyla mükellef nezdinde vergi incelemesi yapabilirler. Vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının evvelce haber verilmesi mecburi değildir VUK İncelemeye yetkili memurlar her an mükellefin iş yerine giderek ne konuda inceleme yapacaklarını açıkça belirtip, inceleme yapabilirler. Vergi incelemesi esas olarak mükellefin işyerinde yapılır. İşyerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zorunlu sebeplerle veya mükellefin talebi halinde inceleme, inceleme elemanının bürosunda yapılır VUK Vergi incelemesinin gerek işyerinde yapıldığı gerek se vergi dairesinde yapıldığı durumlarda incelemeyi gerçekleştiren memurlar, mükelleften yasal defter ve belgelerinin ibrazını isteyeceklerdir. Bu durumda mükellefin defter ve belgelerini inceleme için ibraz etmesi mecburidir VUK İnceleme elemanı tarafından istenen defterlerin ibraz edilmemesi VUK''nun 30''uncu maddesi uyarınca verginin re''sen taktir ve tarh edilmesine sebep olabileceği gibi, müteakip maddeler hükmü gereği de kaçakçılık gibi çok ağır müeyyidelere neden olabilecektir. Ancak burada konumuzu da ilgilendiren temel nokta şudur Defter ve belgeler istenildiği anda hemen mi ibraz edilecektir? Defter ve belgelerin ibrazı için mükellefin süre isteme hakkı yok mudur? İnceleme elemanları defter ve belgelerin ibrazı için mükellefe süre vermek zorunda mıdırlar? Türk Vergi Hukukunda mükellef ve vergi sorumlularına vergileme ile ilgili görevlerini yerine getirmeleri için ilgili kanunlarda veya Vergi Usul Kanunu''nda süreler tanınmıştır. Bu düzenlemeler yanında VUK''nun 14''üncü maddesinde de genel olarak İdareye, vergilemeye yönelik ilgili kanunlarda açıkça belirtilmemiş süreleri, belirleme yetkisi verilmiştir. Maddede şu ifadeler yer almaktadır. "Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir. Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve tebliğ eder." Mükellef veya vergi sorumlularına çeşitli ödevler yükleyen kanun koyucu bu ödevlerin yerine getirilmesi için de belli süreler tanımış, herhangi bir nedenle süreye bağlamadığı durumlarda da İdareye süre belirleme yetkisi vermiştir. Ancak mükellefleri mağdur etmemek için İdarenin belirleyeceği sürenin 15 günden az olamayacağını hükme bağlamıştır. Yüklemiş olduğu her ödevde, mükellefleri mağdur etmemek için belli bir süreyi de öngören Kanun Koyucunun, defter ve belgelerin ibrazı ödevi için de belli bir süre tanıması doğaldır. Ancak bu süre Kanunda açıkça belirtilmediğinden VUK''nun 14''üncü maddesi gereği ilgili idare tarafından belirlenip mükellefe tebliğ edilmelidir. Zaten, bu ödevin ifa edilmesi için belli bir süre tanınması gerekliliği ve bu süreyi belirlemede, ibrazı isteyen makamın yükümlü olduğu aynı kanun''un 139''uncu maddesinde yer alan şu ifadelerle açıkça belirtilmiştir. "İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmeyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar." Nitekim Danıştay da defter ve belgelerin ibrazı mükellefiyetinin yerine getirilmesi için mükelleflere, 15 günden az olmamak üzere süre tanınmasının zorunlu olduğunu, vermiş olduğu kararlarda açıkça ortaya koymuştur. Danıştay 9. Dairesi," ... defter ve belgelerin ibrazı için Kanun''da açıkça bir süre yazılı bulunmadığından 15 günden aşağı olmamak üzere bir süre tanınmasının gerektiği, olayda ise, ödevlinin iş yerinin müsait olup olmadığı araştırılmadan üç gün süre verilmesi ve bu sürenin sonunda mazeretsiz defter ve belgelerin ibraz edilmediğinden bahisle cezalı tarhiyat yapılmasında isabet bulunmadığı ..." yönündeki vergi mahkemesi kararını onaylamıştır. tarih, E1992/5672, K1993/5499 nolu karar Yine Danıştay 11. Dairesi konuyla ilgili vermiş olduğu bir kararında özetle, defter ve belgelerin vergi incelemesi için şifahi olarak istenemeyeceğine ve ibraz için mükelleflere 15 günden az olmamak üzere yazılı süre verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. tarih ve E1996/381, K1997/1042 nolu karar MEHAZ Yaklaşım Dergisi Sayı 56 Ağustos 1997 Bu açıklamalar ışığında, defter ve belgelerin ibrazı mükellefiyetinin belli bir süreyi gerektirdiği, ancak Kanunda açıkça belirtilmediğinden Kanunun 14''üncü maddesi uyarınca 15 günden az olmamak üzere, bir sürenin ibrazı isteyen makam tarafından belirlenmesi gerektiği söylenebilir. Dolayısıyla bir vergi incelemesi durumunda denetim elemanı, defter ve belgelerinin ibrazını istediği mükellefe, bu ödevin yerine getirilmesi için de 15 günden az olmamak üzere süre tanımalıdır. Yani mükelleflerin ibrazı istenen defter ve belgelerini, ibraz etmek için süre isteme hakkı vardır. 4. YEVMİYE DEFTERİNİN İBRAZ EDİLMEMESİ, KDV İNDİRİMLERİNİN REDDEDİLMESİ YANINDA TAKDİRE SEVK VE HAPİS CEZASI İSTEMİ İLE YARGILANMA GİBİ AĞIR SONUÇLAR DOĞURABİLİR Yasal defterlerin ve özellikle yevmiye defterlerinin süresi içinde tasdik ettirilmesi, defter kayıtlarının yapılması yanında, bu defterlerin istenildiğinde ibraz edilmesi de çok önemlidir. Bu nedenle YASAL DEFTERLERE ÇOK İYİ SAHİP ÇIKILMALIDIR. Yasal defterlerin, su baskınına uğrama, yanma, çalınma gibi nedenlerle veya sair sebeplerden ibraz edilmemesi halinde; - Tüm KDV indirimleri reddedilmek suretiyle tarhiyat yapılabilir. - Hasılat, maliyet ve gider kayıtları ibraz edilememiş olacağı için kurumlar vergisi açısından takdire sevk işlemi yapılır. VUK Md30/3 - Mevcudiyeti noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olan defterlerin inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi "gizleme" demektir ve gizleme suçu, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gerektirmektedir. VUK Görüldüğü gibi, resmi defterlerin ve özellikle yevmiye defterinin yasal süresi içinde tasdik ettirilmesi yine yasal süreler içinde yazılması ve istenildiğinde ibraz edilmesi hayati önem taşıyan konular olup, her mükellefin yasal defterlerine sahip çıkması ve bunları ibraz edemiyor duruma düşmekten kaçınması gerekmektedir. 5. SONUÇ KDV''nin yüklenildiğini tevsik eden sağlıklı defter belgeler indirimin dayanağıdır. Bu belgelerin yasal defterlere kaydedilip kaydedilmemesi indirim mekanizmasının esasını etkilemeyecek bir usul meselesidir. Kanun Koyucunun bir usul meselesini vergi indirim hakkının esas unsuru olarak düzenlemesi yanlıştır ve vergileme prensiplerine aykırıdır. Kanun Koyucu mükellefleri disiplin altına almak istiyorsa, usulsüzlük cezalarını artırmalıdır. Ancak her ne kadar haklı ve adilane olmasa da, mevcut şeklini koruduğu sürece Kanun hükmünün yaptırım gücü, yukarıdaki bölümlerde bahsettiğimiz üzere çok vahim sonuçlara neden olabileceğinden, mükelleflere, ilgili dönem beyannamesinde indirim konusu yaptıkları vergilere dayanak teşkil eden belgelerin, yasal defterlerine, KDV beyan süresi içerisinde mutlaka kaydedilmesi konusunda titiz davranmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bununla birlikte bir vergi incelemesi sırasında, mükelleften defter ve belgelerinin ibrazını isteyen inceleme elemanının, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için belli bir süre tanıması gerektiği ve mükellefin ibraz için 15 günden az olmamak üzere süre isteme hakkı olduğu da unutulmamalı, ancak bu süreye güvenerek yevmiye defteri yazma konusu ihmal edilmemelidir. Yasal defterlerin ve özellikle yevmiye defterinin zamanında yazılmış olmasının yanısıra, zamanında tasdik ettirilmiş olması ve istendiğinde ibraz edilebilmesi de önem taşımakta, bu konulardaki eksiklikler mükellefleri ağır mali risklere hatta hapis cezası riskine maruz bırakmaktadır. Bu nedenlerle yasal defterler zamanında tasdik ettirilmeli, süresi içinde yazılmalı dijital ortamda yedeklenmeli, defterler fatura ve benzeri mali belgeler çok iyi muhafaza edilmelidir. Apartman yönetimi defter tutmama cezası var mı? Apartman yönetimi defter tutmama cezası nedir? İşte Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında yer alan apartman yöneticisine uygulanacak ceza hükmü...Apartman yönetimi defter tutmama cezası var mı?Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında apartman yöneticisinin yerine getirmek ile yükümlü olduğu sorumluluklarına ve bu sorumlulukların yerine getirilmemesi durumunda yöneticiye verilecek cezalar göre, Yönetici, kat malikleri kurulunun kararlarını protokolleri, yapılan ihtar ve tebligatın özetini ve tarihlerini ve bütün giderleri, 32 nci maddede sözü geçen deftere tarih sırası ile yazmaya ve bu defteri ve giderlerin belgeleriyle diğer bütün belgeleri bir dosyada saklamaya mecbur zorunluluğunu yerine getirmeyen yöneticilere kanunun 33. maddesinde belirtilen idari para cezası yönetimi defter tutmama cezası nedir?Madde 33 – Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaz. Kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, ilgilileri dinledikten sonra, bu kanuna ve yönetim planına ve bunlarda bir hüküm yoksa, genel hükümlere ve hakkaniyet kaidelerine göre derhal kararını verir ve bunun, tesbit edeceği kısa bir süre içinde yerine getirilmesi lüzumunu ilgiliye tefhim veya tebliğ eder. Değişik üçüncü fıkra 14/11/2007-5711/17 md. Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlere, aynı mahkemece, ikiyüz elli Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. 25 inci madde hükmü saklıdır.

apartman karar defteri tasdik ettirmemenin cezasi