avm hastaları nelere dikkat etmeli
Birbaşka deyişle, 2015’de kendini dindar + muhafazakâr olarak tanımlayanların oranı (14.7 + 20.7= 35.4) 2014’te kendini “muhafazakâr” olarak tanımlayanlara göre (yüzde 37.1) fazla değişmiyor, hatta bir miktar düşük çıkıyor. Gelgelelim, 2017’ye gelindiğinde dindar + muhafazakârların oranında bir sıçrama
Herkeskendi özel havlusu, örtüsü, cımbızı, manikür seti, tarak ve fırçası ile kuaföre/berbere gitmeli, tek kullanımlık veya dezenfekte edilmiş malzeme talep etmeli, hizmet süresince hem kendisinin hem de çalışanların mutlaka maske takmasına dikkat etmelidir” şeklinde konuştu. “AVM’LERDE KABİNLERİ KULLANMAYIN”
Yüksektansiyon; kalp yetmezliği, kalp krizi (miyokardiyal enfarktüs), inme (iskemik beyin damar hastalığı), aortik anevrizma, böbrek hastalıkları gibi yaşamı olumsuz etkileyebilecek birçok hastalığa neden olabilir. Tansiyon hastalarının yaşam koşullarını normal seviyede tutmak için dikkate alması gereken bazı konular
YüzYüze Eğitimde Nelere Dikkat Etmeli? Mitokondri Nakline Çiftler Birlikte Karar Vermeli; Koltuk Değnekleriyle Girdiği Hastaneden Yürüyerek Çıktı; Telefon, Tablet ve Bilgisayarın Yanlış Kullanımı Dirsek Ağrılarını Artırıyor; Yeditepe 1.Hipofiz Günü Prof. Dr. Gazi Yaşargil Onuruna Kraniyofarinjiyomalar
Klimakullanırken nelere dikkat etmeliyiz? İklimlendirme sektöründe 55 yıldır faaliyet gösteren Form Şirketler Grubu’nun Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun anlattı.
Elite Rencontre Gratuit Pour Les Femmes. Dünyada milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkileyen diyabet, obezite sıklığına paralel olarak artış gösteriyor. Tip 1 ve Tip 2’nin en sık rastlanan diyabet türleri olduğunu belirten Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, genellikle yüksek enerji alımı ve fast food türü besinlerin ağırlıklı olarak bulunduğu batı tarzı beslenme modelleri ile birlikte hareketsiz yaşamın diyabet gelişiminin birincil nedeni olduğunu ifade ediyor. Tuncer, tıpkı sağlıklı bireyler gibi diyabet hastalığına sahip bireylerin de yeterli ve dengeli beslenmeyi günlük yaşamlarına uyarlamaları gerektiğini vurguluyor. Tuncer, diyabetli bireylerin meyve suyu yerine meyveyi, lif içeriği yüksek olan tam tahıl, sebze ve kurubaklagilleri tüketmelerini tavsiye ediyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, diyabete yol açan faktörlerden bahsetti ve diyabeti olan bireylerin beslenmelerine ilişkin önemli tavsiyeler paylaştı. Karbonhidratlar gelişimin temel yakıtı Gelişme ve yaşamın devamı için gerekli enerjiyi sağlayan temel yakıtlardan olan karbonhidratların vücutta kullanımı için insüline ihtiyaç duyulduğunu belirten Öğr. Görevlisi Funda Tuncer, ”Diyabet hastalığı ise pankreas tarafından salgılanan insülinin yetersizliği ya da vücutta kullanılamaması sonucunda gelişen bir hastalıktır. Karbonhidratların en küçük birimi olan glukoz kanda birikerek hiperglisemi durumunu ortaya çıkarıyor.” dedi. Tip 1 ve Tip 2 diyabete sık rastlanıyor Diyabet hastalığının birçok türü bulunduğunu ifade eden Öğr. Görevlisi Funda Tuncer, ”Tip 1 ve Tip 2 sıklıkla karşılaşılan diyabet türleridir. Tip 1 diyabet, tüm diyabet hastalarının yüzde 10’unu oluşturuyor. Genellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde ortaya çıkıyor. Tip 1 diyabet hastalığında insülinin yokluğundan bahsedebiliriz. Bu bireylerin yemeklerden önce ve gece olmak üzere günde birkaç kez insülin takviyesi alması gerekiyor. Tip 2 diyabet hastalığı ise beslenme, genetik ve çevresel faktörlerin gelişimiyle yetişkin döneminde ortaya çıkan türüdür. Bu hastalıkta insülinin hücreler tarafından kullanılamaması söz konusudur. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde insülinin üretiminde de azalma meydana geldiğini söyleyebiliriz.” diye konuştu. Diyabet dünyada milyonlarca insanı etkiliyor Tuncer, beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıklarının değişimiyle meydana gelen obezite sıklığındaki artışa paralel olarak diyabet görülme sıklığında da büyük bir artış olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti ”Diyabet dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Dünya çapında 5,2 milyon insanın ölümüne neden olduğu belirtiliyor. Buna ek olarak kontrol altına alınamayan diyabet ilerleyen yıllarda nefropati, retinopati ve nöropati gibi bazı hastalıklar ile kalp ve damar hastalıklarının gelişimine de neden olabiliyor. Bu nedenle diyabet hastalığının önlenmesi ve kontrol altına alınması önem arz ediyor. Genellikle yüksek enerji alımı ve fast food türü besinlerin ağırlıklı olarak bulunduğu batı tarzı beslenme modellerinin ve hareketsiz yaşamın diyabet gelişiminin birincil nedeni olduğu ifade ediliyor. Buna ek olarak vücut ağırlığının ve özellikle karın bölgesinde yağlanma ile karaciğer yağlanmasının da diyabet hastalığı gelişimine katkıda bulunduğu belirtiliyor. Diyabet gelişiminde hareketsiz yaşam tarzı, uyku süresi ve kalitesi, sigara kullanımı, depresyon ve stresli yaşam ile sosyo-ekonomik durum gibi çevresel faktörlerde bulunuyor.” Yeterli ve dengeli diyabet gelişimini yavaşlatıyor Diyabet hastalığında beslenme alışkanlıkları, obezite ve genetik yapı ile çevresel birçok faktör etkisinin söz konusu olduğunu belirten Öğr. Görevlisi Funda Tuncer, ”Diyabet gibi kronik hastalıkların gelişimine etki eden beslenme alışkanlıkları kümülatif etkilere sahiptir. Bireylerin uzun süre boyunca yeterli ve dengeli beslenmeleri, diyabet hastalığının gelişimini yavaşlatabileceği gibi batı diyetleri gibi yüksek yağlı ve şekerli, düşük lifli besinlerin tüketiminin yoğun olduğu sağlıksız beslenme modelleri de hastalığın ortaya çıkışını hızlandırabiliyor.” dedi. Diyabet hastaları beslenmede nelere dikkat etmeli? Diyabet tedavisindeki amacın yüksek kan şekeri seviyelerini kontrol altına alarak yüksek kan şekerinin neden olacağı hastalıkların önlenmesi ve bireylere yaşam boyu sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması olduğunu kaydeden Öğr. Görevlisi Funda Tuncer, sözlerine şöyle devam etti ”Tıpkı sağlıklı bireyler gibi diyabet hastalığına sahip bireylerin de yeterli ve dengeli beslenmeyi günlük yaşamlarına uyarlamaları gerekiyor. Diyabetlilerin enerji ve besin öğeleri gereksinimi; bireylerin yaşlarına, vücut kompozisyonlarına, cinsiyetlerine, kan bulgularına ve mevcut hastalıklarına göre değişebiliyor. Bu nedenle kişiselleştirilmiş bir beslenme planının oluşturulması önemlidir. Bireylerin gereksinim duyduğu enerji ve besin öğelerinin karşılanabilmesi için besleyici besin seçimleri yapmaları ve besin çeşitliliğine önem vermeleri gerekiyor. Bunların yanı sıra diyabette uzun süreli açlık sonucunda öğün alımı kan şekeri dalgalanmalarına neden olabileceği için bu bireylerin 2-3 saat aralıklarla öğün tüketmeleri diyabet hastalığını kontrol altına almalarına yardımcı olacaktır.” Lif kan şekeri kontrolüne yardımcı oluyor Diyabette özellikle kan şekerine etki eden karbonhidratların alımına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Öğr. Görevlisi Funda Tuncer, ”Bir besin içeriğinde bulunan yüksek şeker ile besinin sindirimi ve emilimi hızlı gerçekleştiği için kan şekerinde ani yükselmeler oluşabiliyor. Bunun yanı sıra besin içeriğinde lif bulunması besinin sindirimi ve emilimini yavaşlatarak kan şekeri kontrolünü sağlamaya yardımcı olacaktır. Bu nedenle diyabetli bireylerin meyve suyu yerine lif içeriği nedeniyle meyveyi tercih etmesi, lif içeriği yüksek olan tam tahıl, sebze ve kurubaklagilleri tüketmesi daha uygun olacaktır. Bunun yanı sıra kan şekerinin yavaş yükselmesine neden olan yağ ve protein içerikli besinlerin karbonhidrat içeren besinler ile dengeli bir şekilde tüketilmesi de diyabet kontrolünü sağlamaya yardımcı olacaktır.” diye konuştu. Kaynak BHA - Beyaz Haber Ajansı Kaynak
Astım hastalarının dikkat etmesi gerekenler nelerdir? Gülnaz Paşaoğlu Cevap Gönder Bu Soruya Gelen Cevaplar çiğdem kılıçAstımı olanlar sigara dumanından, rutubetli yerlerden, soğuk havadan korunmalıdır, alerjiye neden olan faktörler tespit edilmeli ve bunlardan uzak durulmalıdır, astım müzmin bir hastalıktır ve psikolojik problemlere yol açabilir. Akciğerlerin görevleri yapılan tedavi sonucunda normale dönebilir. Astım büyüdükçe geçebilir fakat daha da kötü olabilir. İlaçların düzenli bir şekilde alınması gereklidir, grip astımlı kişilerde nefes almada probleme yol açabilir. Bu yüzden grip aşısı olmakta fayda vardır. Hamamböcekleri de astıma neden olur. Bunun için evde gerekn tedbirlerin alınması gerekir. Astınlı kişilerin yatak odasında halı bulundurmamalıdır. Bu böcekler halıda barınırlar. Nemli ortamı Temmuz 2015 - 133919 Son Sorular
Koronavirüs salgınında atılan normalleşme adımları çerçevesinde yeniden müşterilerine kapılarını açan AVM'lerde çalışanlarının da kendilerini koruyabilmek için yapması gerekenler Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Yoğun Bakım Uzman Prof. Dr. Dr. Necmettin Ünal, bir AVM çalışanının sorusuna yanıt verdi. "El dezenfektanını usulüne uygun kullandıktan sonra askıdaki giysilere dokunmak problem oluşturmaz" diyen Ünal, Sağlık Bakanlığı’nın yönergesinde elbiselerin UV lambalar ile temizlenebileceğinin ifade edildiğini belirtti. Ünal, "Çalışanlarınızı korumak için bilinen önlemleri almanız yeterlidir; maske, siperlik, sosyal mesafe, el hijyeni, eldiven kullanımı müşterilere maske kullandırılması, yüzeylerin gün içinde antiseptikler ile silinmesi, yeterli ortam havalandırılması" ifadelerini kullandı. Hürriyet'te yer alan habere göre, bir vatandaş, “Müşterinin, el dezenfektanı kullanarak raflarda veya askıda dokunduğu giysilerde sorun olur mu? Giysileri kabindeki denemeler sonrasında ne kadar süre kaldırmalıyız? Bu ürünler 100 derecelik buharlı ütü ile dezenfekte olabilir mi? Ne şekilde dezenfekte ile satışa sunabiliriz? UV ile dezenfeksiyon deniyor, bu nasıl olacak? Çalışanlarımızı nasıl koruyacağız?” sorusunu yöneltti. Prof. Dr. Ünal'ın yanıtı şöyle oldu El dezenfektanını usulüne uygun kullandıktan sonra askıdaki giysilere dokunmak problem oluşturmaz. Kabinde deneme yapılan giysilerin sonrasında kaç saat kaldırılacağı ile alakalı net bir yanıt yok. Maske kullanımında 3-4 gün kullanmamak gerektiğini biliyoruz. Elbiseler için ise böyle bir süre ile alakalı bilgim yok. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın yönergesinde bu tür elbiselerin UV lambalar ile temizlenebileceği ifade edilmiş durumda. UV lambalarının insan göz ve cildine yönlendirilmemesi gerektiği bilgisini de vermek isterim. Koronavirüs 70 derece altında 30 dakikada etkisiz hale gelmektedir. Bu bilgi N95 maskelerin yeniden kullanımı için steril edilmesi ile alakalı çalışmalardan yorumlanmıştır. UV ile dezenfeksiyon için elbiseleri UV kaynağına yakın olarak asarak bırakmak suretiyle yapılmakta. Bunun için ayrı bir odacığın organize edilmesi ve uygun UV lambalarının kılavuzlarında belirtildiği şekilde kullanılması gerekmekte. Çalışanlarınızı korumak için bilinen önlemleri almanız yeterlidir; maske, siperlik, sosyal mesafe, el hijyeni su ve sabun ile yıkama veya alkol bazlı antiseptiklerin kullanımı, eldiven kullanımı ancak eldivenin kirlendiği düşünüldüğünde, ya da kontamine alanlara dokunulduğuna usulüne uygun şekilde değiştirilmesi gereklidir; aksi takdirde eldiven yanlış bir güvenlik hissi ile sakıncalı bile olabilir, müşterilere maske kullandırılması, yüzeylerin gün içinde antiseptikler ile silinmesi, yeterli ortam havalandırılması mümkün ise %100 taze hava ile. Hürriyet
Tedavisinde beslenme de oldukça önemlidir. Gut hastalığına sahip kişiler proteinden kısıtlı beslenmelidirler. İdeal ağırlıkta olmaya çalışılmalıdır. Ağırlık arttıkça kişinin hastalığa yakalanma olasılığı artar. Ağırlık kaybı kandaki ürik asit miktarında olumlu değişiklikler oluşturur. Kilo verme ve alma ürik asit metabolizmasını etkileyeceği için uzman kontrolünde olmalıdır. Sıvı tüketimi oldukça önemlidir. Günlük en az 8-12 bardak arası su içilmelidir. Meyve şekeri içeren kola meyve suyu gibi hazır şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Alkol kullanılmamalıdır. Meyve şekeri ve alkol içeren içecekler ürik asit miktarını arttırabilir. Et tüketimi kısıtlı olmalıdır. Özellikle işlenmiş et ürünleri, sakatat, kabuklu deniz canlıları, hamsi vb. küçük balıklar, ton balığı gibi yiyecekler tüketmekten kaçınılmalıdır. Bu besinler yüksek oranda pürin içerirler ve ürik asit birikimini arttırabilirler. Fakat az yağlı kuzu-dana eti, hindi tavuk ve balık eti az miktarlarda yanında az yağlı yoğurt yiyerek tüketebilirler. Az yağlı yoğurt ürik asidi dengede tutmaya yardımcı olur. Mayalı ve karbonatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Esmer ekmek, kepekli ekmek, çavdar ekmeği tüketmekten kaçınılmalıdır. Yerine beyaz ekmek tüketilebilir. Yağlı etler, kızartma, kızarmış yumurta, tam yağlı süt ve süt ürünleri, tereyağı, margarin, fazla şekerli ve yağlı yiyecekler tüketilmemelidir. Fazla şeker ve yağ ürik asit birikimini arttırabilir. C vitamini alımına dikkat edilmelidir. C vitamini ürik asit seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. Patates, bezelye, mantar, patlıcan, kabak, enginar, koyu yeşil yapraklı sebzeler tüketilebilir. Sınırlı miktarda meyve tüketilebilir. Yine sınırlı bir miktarda kuru baklagiller tüketilebilir. Sonuç olarak ideal kiloya yakın olmaya çalışılmalı, hafif fiziksel aktivite ile vücudun enerji harcaması desteklenmeli, proteinden kısıtlı beslenilmeli, alkol kullanılmamalıdır. Ve bol sıvı tüketilmelidir.
Yayınlanma 1036 / Son Güncelleme - 1713 Koronavirüs normalleşme takvimi kapsamında berber, kuaför ve AVM'lerin açılacak olması, hijyen konusunda da birçok soruyu da akıllara getiriyor. Özellikle mahalle aralarında bulunan berber ve kuaförlere dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, AVM gibi kapalı alanlarda virüsün daha uzun süreli yaşadığı ve ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulunuyor. Konuyla ilgili konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melike Yavuz ise kuaför ve AVM'lerde oluşabilecek olası tehlikeler hakkında bilgi vererek, virüsten nasıl korunulması gerektiğini anlattı. "BAŞKALARI İÇİN DE KULLANILAN ALETLER STERİLE EDİLMELİ" Özellikle İstanbul'da mahalle aralarında bulunan küçük çaplı berber ve kuaförler hakkında uyaran Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melike Yavuz, "Küçük çaplı berber ve kuaförlerde koronadan korunmak için en önemli strateji olan 'fiziksel mesafenin korunması' son derece güç olacaktır. Bazı kuaför ve berberlerde sadece çalışanlar bile yeterince kalabalık oluşturabiliyor. Aynı koltuğa oturan bir önceki müşterinin hasta olması durumunda onun dokunduğu yüzeylere temas edilmesi de risk. Yine buralarda kullanılan havlu, makas, tarak vb. aletlerin kullanıldıktan sonra bir sonraki müşteri için kullanımı yeterli dezenfeksiyon, sterilizasyon önlemi alınmazsa risk yaratacaktır. Ayrıca bu işletmelerde çalışanlar da gün boyunca hasta olup olmadıklarını bilmedikleri çok sayıda müşteri ile temas edeceklerdir. Bu durum da çalışanlar için risk anlamına gelir" dedi. "HERKES KENDİ ÖZEL EŞYASIYLA GİTMELİ" Saç, sakal gibi kişisel bakım sırasında oluşabilecek risklere değinen Yavuz, "Saç, sakal kesimi ve özellikle yüz bölgesine yönelik diğer bakım hizmetlerinin verilmesi sırasında müşteri ile çalışan arasında fizik mesafenin korunması mümkün değildir. Kullanılan jilet, ustura, makas, törpü vb. aletlerin steril olması çok önemli. Sadece korona değil diğer enfeksiyonlar özellikle de kanla bulaşan hastalıklar açısından bu aletlerin sterilizasyonu çok önemlidir. Mümkün olduğu kadar kişiye özel ya da tek kullanımlık aletlerin tercih edilmesi gerekir. Bu gibi yerlere mümkün olduğu kadar gidilmemesi gerekir. Ama ısrarla gidecek olanlar da tam koruma sağlamamakla birlikte birtakım önlemler alarak gitmeli. İçişleri Bakanlığı bu konuda bir genelge yayınladı. Bu genelgede berber/kuaför/güzellik salonlarında alınması gereken önlemler belirlenmiş. Bu nedenle halkımıza bu iş yerlerinde genelgeye uyumu yakından gözlemelerini ve talep etmelerini öneririm. Herkes kendi özel havlusu, örtüsü, cımbızı, manikür seti, tarak ve fırçası ile kuaföre ve berbere gitmeli, tek kullanımlık veya dezenfekte edilmiş malzeme talep etmeli, hizmet süresince hem kendisinin hem de çalışanların mutlaka maske takmasına dikkat etmelidir" diye konuştu. "AVM'LERDE KABİNLERİ KULLANMAYIN" AVM'lerin kapalı alanlar olduğu için özellikle dikkat edilmesinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Melike Yavuz şunları söyledi; "Her şeyden önce AVM'ler kapalı alanlardır. Havalandırma sistemleri nedeniyle damlacıklar içindeki virüsler kapalı ortamda uzun mesafelerde dolaşım riski içermektedir. Kapalı alanda uzun süre çalışmak zorunda kalarak, yeterli denetlenmesi sağlanamayan ürünlerle ve çok sayıda müşteriyle temas edecek olan AVM çalışanların sağlık riski oldukça yüksektir. AVM'lerdeki kapalı ortam ve denetimi yapılmamış ürünler yalnız çalışanlar için değil, müşteriler için de büyük risk içermektedir. Dar alanlı kıyafet deneme odalarının temizliği önemli bir sorun olacaktır. Hasta kişinin denediği bir kıyafetin daha sonra aynı kıyafeti deneyen sağlıklı bir kişi için risk oluşturacaktır. Korunmak için en doğru yöntem AVM alışverişlerinin bir süre daha ertelenmesidir. Çeşitli gerekçelerle ertelenemiyorsa yoğun olmayan saatlerin tercih edilmesini, mutlaka maske takılmasını, kıyafet deneme odalarının kullanılmamasını, tuvaletlere mümkün olduğunca girilmemesini, ellerin satıştaki ürünler ve ortamla her temastan sonra su ve sabunla en az 20 saniye yıkanmasını, su ve sabuna ulaşılamadığı durumda da el antiseptikleri kullanılmasını öneririm" Son günlerde vaka ve ölüm sayılarında anlamlı düşüş olduğunu belirten Yavuz, "Son 1 haftadır vaka ve ölüm sayılarında anlamlı bir düşüş gözlüyoruz. Bu düşüş elbette halkımızın önlemlere büyük oranda uyması sayesinde sağlanmıştır. Ama bu her şeyin geride kaldığı ve bildiğimiz eski normale dönebileceğimiz anlamına gelmemektedir. Son günlerde vaka sayılarının azalmasının verdiği bir rehavet hali gözlemekteyiz. Sokaklarda, pazar yerlerinde, marketlerde eskiye benzer kalabalıklar görmeye başladık. Bu durum tüm emeklerin boşa gitmesine, salgının yeniden yükselmesine neden olabilir. Geriye dönüşün aşamalı olarak ve el ve solunum hijyeni, fiziksel mesafe gibi en temel korunma önlerinin titizlikle devam ettirilmesi ile olması gerektiğini aklımızdan çıkarmayalım" şeklinde konuştu. DHA
avm hastaları nelere dikkat etmeli