aile içi şiddette kamu davası
Yasadışı terör örgütünün propagandasını. Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 07.03.2007 gün ve 221425 sayı ile; “Sanık DEHAP Hakkari İl Başkanlığına verdiği Hakkari Belediye Meclis üyeliğine ilişkin dilekçe ekindeki özgeçmiş raporu adındaki belgede, 1988 yılından beri mücadelenin içinde yer aldığını, 1994 yılında köyünde PKK ile güvenlik kuvvetleri
Aileİçi Şiddet Bürosu ‘yakında 6284’ten de çıkılır’ diyerek kanun maddelerini uygulamadı. Bu muydu kamu yararı? Devlet şiddette maruz kalan kadınlara ulaşamıyor. Yapılması gereken tek şey ise sözleşmenin uygulanması. Devlet tüm vatandaşları ve 45 milyon kadını korumakla yükümlü.
Merhaba sürecin uzamaması için anlaşmalı boşanma davası açtım, bir talepte bulunmadığım halde eşim hiçbir katkısı olmadığı halde kanunun verdiği haktan yararlanıp evimin yarısını istiyor. 13 yıl boyunca maddi manevi tüm yük benim üzerimdeydi. anlaşmalı boşandıktan sonra mal için dava açarsa ben de maddi ve manevi tazminat için dava açacağım, açmazsa ben
Kusursuzboşanmanın bu erken örneği, çocuksuz çiftlerin hiçbir gerekçe göstermeden boşanma davası açmasına izin veren 1794 Prusya Eyaletleri için Genel Devlet Kanunları ile genişletildi ve resmileştirildi . İlk modern kusursuz boşanma yasası, aynı yılın Ekim Devrimi'nin ardından Aralık 1917'de Rusya'da kabul edildi .
Zatenvar olan kreş sorunu bu dönemde katlanarak devam etti. Pandemi sonrasında özellikle kayıtdışı çalışan kadınlarımız olumsuz etkilendi. Cinsiyet konusunda yaşanan eşitsizlik derinleşerek sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda fay hatlarını doğurdu. Evde geçirilen zaman diliminin artması neticesinde aile içi şiddette
Elite Rencontre Gratuit Pour Les Femmes. Anayasa Mahkemesi, eşe karşı kasten yaralama suçunun şikayet aranmaksızın takip edilmesi ve verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını öngören kanun hükmünün iptal istemini reddetti. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi, Yüksek Mahkemeye başvurarak, Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesindeki "eşe veya kardeşe yönelik kasten yaralama suçlarında şikayet aranmaksızın cezanın yarı oranında artırılmasını" öngören kuralın iptalini istedi. Ayrıca, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20. maddesindeki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, gerekli görmesi halinde, kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan davalara, çekişmesiz yargılamalara katılmasını düzenleyen hükmün de Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali talep edildi. Yüksek Mahkeme, başvuruları birleştirerek, her iki iptal istemini "eş" yönünden değerlendirdi. Anayasa Mahkemesi, eşe karşı kasten yaralama suçunun şikayet aranmaksızın takibini ve cezanın yarı oranında artırılmasını öngören kural ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, eşe yönelik uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan ceza davalarına katılabilmesini sağlayan kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal istemlerini, oy çokluğuyla reddetti. - Gerekçeden Devletlerin, ulusal ve uluslararası kuruluşların çalışmaları doğrultusunda, toplumların ortak sorunu olan aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla cezai, hukuki ve idari önlemler aldığı belirtilen gerekçede, bu kapsamda basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikteki kasten yaralama suçlarında aile bireylerinin baskısı sonucu şikayetin engellenebileceği gözetilerek, itiraz konusu kurallar uyarınca eşe veya kardeşe karşı işlenen kasten yaralama suçunun şikayet aranmaksızın takibinin yapılması ve verilecek cezanın yarı oranında artırılmasının öngörüldüğü aktarıldı. İtiraz konusu kuralların, Türkiye'de aile içi şiddet olaylarının önlenmesi ve aile içi şiddet suçlularının etkin şekilde cezalandırılması amacıyla yapılan yasal çalışmalar kapsamında getirildiğine işaret edilen gerekçede, şu tespitlere yer verildi "Kanun koyucunun bu suretle ceza hukuku alanında, anayasal sınırlar içinde takdir hakkını kullanmak suretiyle aile bireylerinin ve yakın akrabaların aile içi şiddete karşı daha ayrıcalıklı korunması yönünde bir tercih yaptığı görülmektedir. Bu bağlamda ailenin etkin bir şekilde korunması amacıyla adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olmayacak şekilde düzenleme getiren kuralların hukuk devleti ilkesini ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır. Devlete yüklenen ailenin korunmasına yönelik pozitif yükümlülüğün ceza hukuku alanındaki yansımalarından biri olarak öngörülen düzenleme, ailenin Türk toplumunun temeli olarak belirtildiği ve devletin her türlü istismara ve şiddete karşı aile bireylerini koruyucu tedbirleri almakla yükümlü kılındığı Anayasa'nın 41. maddesine aykırı değildir. Basit yaralama suçunu eşe veya kardeşe karşı işleyenler ile bu suçu diğer kişilere karşı işleyenlerin karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda oldukları söylenebileceğinden kurallarla bunlar arasında bir farklılık yaratıldığı söylenebilir. Ancak bu farklılık aile içi şiddet suçlarının azaltılması ve aile içinde eşe veya kardeşe yönelik işlenen suçların gizlenmeden kovuşturulmasının sağlanmasına yönelik nesnel ve makul bir nedene dayanmaktadır."Gerekçede, söz konusu farklılıkta güdülen amaç ile kurallarla öngörülen araç arasında uygun bir dengenin kurulduğu, kurallarla getirilen farklılığın öngörülme amacına göre kişilere aşırı bir külfet yüklemediği ifade edildi. Kurallarda eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmadığına işaret edilen gerekçede, kuralların Anayasa'nın 2, 10. ve 41. maddelerine aykırı olmadığına dikkat çekildi. - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davalara katılması Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, eşe yönelik uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan ceza davalarına katılabilmesinin sağlanmasıyla şiddet gören eşin ve dolayısıyla ailenin korunmasının amaçlandığı ifade edilen gerekçede, kuralın, şiddet gören eşin etkin bir şekilde korunmasını sağlamaya yönelik olduğu vurgulandı. Kuralın kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu aktarılan gerekçede, şunlar kaydedildi"Kuralla Bakanlığın söz konusu her davaya katılımı değil ceza yargılamasının kovuşturma aşamasında Bakanlığın şiddet mağduru eşin desteklenmesini gerekli gördüğü hallerde davaya katılımı öngörülmektedir. Ayrıca Bakanlığın katıldığı ceza davasında davaya katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, şiddet uygulayan eşin haksız olduğunun anlaşılması üzerine verilecek mahkumiyet kararına bağlıdır. Kuralla öngörülen vekalet ücreti miktarının bireye aşırı bir külfet yüklediği de söylenemez. Bu bağlamda kuralla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında bulunması gereken makul dengenin gözetildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın orantısız bir sınırlamaya neden olmadığı, dolayısıyla anılan hakka ölçüsüz bir sınırlama getirmediği sonucuna ulaşılmıştır." - Karşı oy gerekçeleri Eşe karşı kasten yaralama suçunun şikayet aranmaksızın takibini ve cezanın yarı oranında artırılmasını öngören kuralın iptal isteminin reddinde çoğunluk görüşüne katılmayan üye Hicabi Dursun'un karşı oy yazısında, "Aile içi şiddetin engellenmesi amacıyla konulduğu iddia edilen itiraza konu kurallarla aile bireyleri arasındaki basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikteki bir başka deyişle kamu düzenine etkisi asgari düzeydeki eylemin mağdur tarafından affedilmesinin önüne geçilmektedir. Bu durumda açıkça basit nitelikteki olay taraflarca unutulmayacak, failinin ceza tehdidi altında olduğu yargılama sırasında ve mahkumiyet halinde yargılama sonrasında uyuşmazlığın devam etmesine neden olacaktır." görüşüne yer verdi. Üyeler Celal Mümtaz Akıncı ile Serdar Özgüldür ise karşı oylarının gerekçesinde, "Kanunda sayılan yakın aile üyelerine karşı basit yaralama fiilini işleyen aile mensubunun cezasının yarı oranında arttırılması, yasa koyucunun bu konuda öngörüldüğü amaca elverişli bir yaptırım mahiyetinde ise de aynı suçu işleyen üçüncü kişilere karşı soruşturma açılmasının şikayete bağlı tutulması, aile bireylerinin ise bundan mahrum bırakılması şeklinde beliren yasa koyucu takdirinin, ailenin huzurunu sağlama bakımından bir değerlendirmeden yoksun oluşu, bilakis bu kuralla ailenin huzurunun onarılmaz biçimde yara alacağı gerçeği karşısında, Anayasa'nın 41. maddesine de aykırı düştüğü açıktır." değerlendirmesinde bulundu. Youtube'dan takip etmek için tıklayınız
Aile İçi Şiddet Hakkında İstanbul Sözleşmesine göre aile içi şiddet; mağdurun faille aynı ikameti paylaşıyor veya paylaşmış olmasına bakılmaksızın aile içerisinde veya hanede ya da eski veya şimdiki eşler veya partnerler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet eylemidir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a göre ise; şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet ev içi şiddettir. Şikâyet Süreci Aile içinde yaşanan şiddet olayları diğer suç türlerine kıyasla daha zorlayıcı olabilmektedir. Bazı kişisel veya toplumsal etkenler nedeniyle şikâyetçi olmaktan çekiniyor olabilirsiniz. Ancak adli süreç boyunca sizi destekleyecek hizmetler bulunmaktadır. Şikâyetçi olmaya karar verirseniz size en yakın karakola veya savcılığa başvurabilirsiniz. Acil bir durumun varlığı halinde varsa polisten/jandarmadan derhal gerekli önleyici ve koruyucu tedbir kararını almasını talep edebilirsiniz. 6284 sayılı Kanun Kapsamındaki Haklarınız 6284 sayılı Kanun bu kapsamdaki kişileri şiddetten korumak ve şiddet uygulayan kişiyi engellemek için çeşitli koruyucu ve önleyici tedbirler alınmasını mümkün kılar. 6284 sayılı Kanun kapsamında yapacağınız başvurularla ilgili tüm işlemler ücretsizdir. Tedbirler; Aile mahkemesine başvurarak koruyucu işyerinin değiştirilmesi, müşterek yerleşim yerinin değiştirilmesi gibi ve önleyici korunan kişilerin bulundukları konuta yaklaşamama, iletişim araçları ile rahatsız edememe gibi tedbirlerden yararlanmanız mümkündür. Geçici Maddi Yardım; Eğer aile içi şiddete uğradıysanız ardından doğacak ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz için yapılan maddi yardımdır. Geçici maddi yardım şiddete maruz kaldığınız için 6284 sayılı Kanun kapsamında tanınan ayrı bir haktır. Bu haktan yararlanabilmek için ŞÖNİM, il müdürlükleri, aile mahkemeleri veya kaymakamlıklara başvurmanız gerekmektedir. Korunan kişinin birden fazla olması hâlinde, ilave her bir kişi için bu tutarın belirli oranında ayrıca ödeme yapılır. Size ödenen tutar daha sonra şiddet uygulayan kişiden tahsil edilir. Geçici Velayet ve Nafaka; Şiddet uygulayan kişiyle aranızda henüz bir boşanma süreci başlamadıysa, bu Kanun kapsamında çocuklarınızın geçici velayetini mahkemeden isteyebilirsiniz. Ayrıca, şiddet uygulayan tarafından size ödenmekte olan bir nafaka yoksa kendiniz ve çocuklarınız için nafaka talebinde bulunabilirsiniz. Tedavi; Sağlık güvenceniz yoksa ya da var olan sağlık güvencenizden prim borcu gibi bir nedenle yararlanamıyor iseniz bu Kanun hükümlerine göre hakkınızda koruyucu tedbir kararı verilmesi halinde 5510 sayılı Kanunun ilgili maddesi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılırsınız. Adli Süreç Ceza davası devam ederken de yukarıda bahsedilen tedbirlerden faydalanmanız mümkündür. Kasten yaralama fiilinin eşe, kardeşe, alt soya ve üst soya karşı gerçekleştirilmesi halinde kamu davası açılması şikayete bağlı değildir. Yani bu durumda şikâyetinizden vazgeçseniz bile yargılama devam edecektir. Tazminat Suç nedeniyle uğramış olduğunuz maddi tedavi masrafları, çalışamamanızdan doğan kazanç kaybı gibi ve manevi zararlarınızı hukuk mahkemelerinde açacağınız bir dava ile failden talep edebilirsiniz. Destek Hizmetleri Aile içi şiddet suçları mağdurlar üzerinde birçok travmaya neden olabilmektedir. Bu süreci daha rahat yürütebilmeniz için adli süreçte sizleri destekleyecek birçok hizmet bulunmaktadır. Unutmayın bu süreci yalnız geçirmek zorunda değilsiniz. Aile içi şiddet şikayet dilekçesi örneğine buradan ulaşabilirsiniz.
Projenin genel amacı, Türkiye’de hukukun üstünlüğünün ve temel hakların, uluslararası standartlarla ve Avrupa standartlarıyla tam uyumlu hâle getirilmesini sağlamaktır. Kadınların, çocukların ve diğer aile üyelerinin haklarının korunması sürecinde aile mahkemelerinin etkinliğini artırmak ise Projenin özel amacıdır. Proje, aile mahkemesi hâkimlerini, aile içi şiddet bürolarında çalışan savcıları, aday hâkim ve savcıları, aile mahkemesi personelini ve uzmanları pedagoglar, psikologlar ve sosyal çalışmacılar aile adaleti, bireysel haklar ve çocuk dostu adaletin sağlanmasına doğrudan katkıda bulunacak alanlarda kapasite ve becerilerle donatmayı amaçlamaktadır. Proje kapsamındaki eğitimler sayesinde, hâkimlerin, savcıların, yardımcı personelin ve uzmanların uzmanlıklarının artırılması, yargılamada gecikme ve belirsizlik konularına odaklanılacak ve ilgili tüm taraflar için stresi önemli ölçüde hafifletmek ve ikincil travma olasılığını azaltmak amacıyla, savunmasız kişileri ve yüksek riskli hizmet kullanıcılarını içeren davaların ele alınmasını geliştirilecektir. Proje, aile üyelerinin haklarının geliştirilmesi için standart belirleme ve kılavuzlar ve el kitapları gibi uygulama araçlarının tüm ülkede aile mahkemeleri usullerinde sürekli olarak uygulanması yoluyla Türk yargısına destek olacaktır. Proje, en kısa sürede en erişilebilir adaleti sağlamayı amaçlamaktadır. Aile bireylerinin refahının korunması ve iyileştirilmesi, Projenin uygulanması boyunca çok önemli bir husus olacaktır. Proje aracılığıyla aile hukuku ve aile hukuku usullerine dâhil olan paydaşlar arasında etkili bir işbirliği kurulması beklenmektedir. Ayrıca farkındalık geliştirme etkinlikleri de gerçekleştirilecektir. Projenin Adı Aile Mahkemelerinin Etkinliğinin Artırılması Aile Üyelerinin Haklarının Daha İyi Korunması Süre 33 ay 20 Mart 2021 – 19 Aralık 2023 Yer/Ülke Türkiye Bütçe € Finansman Bu proje, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir. Son Faydalanıcı Türkiye Adalet Akademisi Hedef Gruplar Adalet Bakanlığı, hâkimler, savcılar, aday hâkim ve savcılar, uzmanlar, kalem personeli, avukatlar, akademisyenler, kamu/mahkeme kullanıcıları.
Psikolojik Şiddet Nedir?Psikolojik Şiddetin CezasıPsikolojik Şiddet Boşanma DavasıPsikolojik Şiddet Boşanma Davası Maddi ve Manevi Tazminat Boşanma Davasında Psikolojik Şiddetin İspatıPsikolojik Şiddet Yargıtay KararlarıPsikolojik şiddet, evlilik birliğini eşlerden biri çekilmez hale getirmektedir. Hiç kimse bu şiddet altında evliliği devam ettirmek zorunda kalmayı hak etmemektedir. Bu nedenle psikolojik şiddet boşanma sebeplerinden biridir. Boşanma davası açacak tarafların, öne sürecekleri boşanma nedenini ispatla yükümlüdürler. O yüzden psikolojik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak bireylerin, psikolojik şiddet davranışlarını kanıtlamaları Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2. Maddesi uyarınca;Ev içi şiddet Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,..Kadına yönelik şiddet Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,Şiddet Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,Şiddet mağduru Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri,Şiddet önleme ve izleme merkezleri Şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esası ile yürüten merkezleri,Şiddet uygulayan Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri,Tedbir kararı Bu Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarını, ifade eder.” şeklindedir. Görüldüğü üzere maddede ev içi şiddet, kadına yönelik şiddet ve şiddet tanımlamaları yapılmış ve psikolojik şiddet de bir şiddet çeşidi olarak açık bir biçimde ifade Şiddet Nedir?Psikolojik şiddetin tanımı yapılmadan önce, bu şiddet türünün başka hangi isimlerle anıldığını belirtmek gerekmektedir. Psikolojik şiddet, aynı zamanda psikolojik istismar, duygusal istismar ya da duygusal şiddet olarak da adlandırılmaktadır. Psikolojik şiddette fiziksel şiddetten farklı olarak, şiddeti uygulayan kişi mağdur kişiyi duygusal olarak aşağılar, sindirmeye, cezalandırmaya ve toplumdan soyutlamaya çalışır ve bu nedenle de fiziksel şiddete kıyasla duygusal şiddetin sınırlarını belirlemek çok daha daha ayrıntılı biçimde ifade edilecek olmakla birlikte, karşıdaki kişiyi ağır ve kırıcı şekilde eleştirmek, istediği şeyi yaptırmak için tehditte bulunmak, küçümsemek, rahatsız edici şekilde utandırmak, yalan söylemek, karşıdaki kişinin duygularını ihmal edip sadece canı istediğinde iletişime geçmek ve aşağılayıcı hakaretlerde bulunmak gibi durumlar psikolojik şiddete örnek olarak siddetKadın yahut erkek fark etmeksizin herkes psikolojik şiddetin mağduru olabilir; ancak genellikle erkekler, kadını kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla sıklıkla psikolojik şiddete başvurmaktadır. Fiziksel şiddetin aksine psikolojik şiddeti tarif etmek çok daha şiddete aşağıda sayılan durumlar örnek olarak gösterilebilirDuygusal ihtiyaçların sevgi, ilgi, destek, değer vb. kontrol sağlamak için keyfi şekilde karşılanması veya karşılanmaması,İstediklerini yaptırmak için cezalandırıcı, küçük düşürücü, yaralayıcı, tehdit edici davranış ve tutumlar sergilemek,Duygu sömürüsü yapmak, suçlu hissettirmek, utandırmak, küsmek, surat asmak, alay etmek, küfür ve hakaret etmek,Kıskançlık adı altında, nerede, ne zaman, kiminle ne yaptığını, ne giydiğini “Bu elbiseyle dışarı çıkamazsın” gibi baskıcı ya da “Kendi iyiliğin için onunla görüşmeni istemiyorum” gibi karşı tarafı düşündüğünü ifade eden sözler ve davranışlarla denetlemek, sosyal ilişkilerini kontrol altında tutmaya çalışmak,Beceri ve yetilerini küçümsemek, karar mekanizmalarına dahil etmemek, bireysel haklarını yok saymak, yaptıklarını sürekli eleştirmek ve kendisini akılsız, aciz, yetersiz, beceriksiz, zayıf, muhtaç ve bağımlı hissettirmek,Yalnızlaştırmak; ailesi veya arkadaşları başta olmak üzere yakınlarından fiziksel veya duygusal olarak uzaklaştırmaya çalışmak, maddi ve manevi destek alabileceği bütün kişiler ve kuruluşlarla arasını bozmak ve bunlara ulaşımını engellemek; sevilmediğini, istenmediğini söylemek,Hasta, sorunlu ya da deli olduğunu hissettirmek,Kişiliği, fiziksel görüntüsü, ailesi vb. ile ilgili hakaret etmek,Gerçekleştirilmesi imkansız taleplerde bulunmak, yerine getirildiğinde ise talepleri değiştirmek,Ne düşündüğünü, ne hissettiğini, ne istediğini, onun için neyin iyi olduğunu kadın adına tanımlamak, onun adına kararlar almak,Kadının sahip olduğu evcil hayvanlara, kadını cezalandırmak ve kontrol etmek amacıyla şiddet uygulamak,Çocukları suçlu hissettirmek için kullanmak, çocukların kaçırılacağı, gösterilmeyeceği, elinden alınacağına ilişkin tehditler savurmak; çocuklara şiddet şiddetin olduğu her ilişkide fiziksel şiddete rastlanmayabilir. Başka bir deyişle şiddet yalnızca psikolojik baskı düzeyinde kalmış; henüz el kaldırılmamış olabilir. Ancak, fiziksel şiddetin olduğu her ilişkide psikolojik şiddetin bazı öğeleri bulunmaktadır. Psikolojik şiddet genellikle fiziksel şiddetten önce başlar ve zamanla fiziksel şiddete evrilebilir. Bu sebeple en az fiziksel şiddet kadar acı verici sonuçları olan psikolojik şiddet, aynı zamanda fiziksel şiddetin de uyarıcısı maruz kalan bireyler suçluluk, yalnızlık, çaresizlik gibi duyguları yoğun bir şekilde hissettiklerinden depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, alkol-madde bağımlılığı, bedensel kaynağı bulunamayan psikosomatik hastalıklar gibi psikolojik rahatsızlıklar sıklıkla bu bireylerde şiddet, genellikle fiziksel şiddetten daha yaygın olmasına rağmen daha az bilinmekte ve daha az tepki gösterilmektedir. Bunun nedeni ise psikolojik şiddetin fiziksel şiddete nazaran çok daha zor fark ediliyor olmasıdır. Psikolojik şiddete maruz kalmış kişiler, psikolojik şiddete uğramamış kişilere göre bir başkasına psikolojik şiddet uygulamaya daha meyilli olmaktadır ve yapılan çalışmalara göre, ülkemizde her iki kadından biri psikolojik şiddet kimse, ilişkilerinde psikolojik şiddetin olup olmadığından emin olamıyorsa, muhtemelen psikolojik şiddete maruz kalmaktadır. Bu durumun, zararsız bir şekilde başlayabileceği ve zamanla şiddetin seviyesinin artabileceği unutulmamalıdır. Zaman kaybetmeden durumun farkına varmak, gerek görülüyorsa hukuki yollara başvurmak ve bu süreçte psikolojik destek almak, yaşanılan sürecin çok daha kolay atlatılması için son derece uğrayan tarafın başvurabileceği hukuki yollardan biri, 6284 Sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun “ a göre bazı tedbirler istemek olabilir. Kanunun adında her ne kadar kadına karşı şiddetin önlenmesi varsa da bu kanun, aile içinde yalnızca kadını değil; tüm aile bireylerini korumaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için büromuzla iletişime geçebilir ve “Koruma Tedbiri ve Uzaklaştırma Kararı” başlıklı makalemizi uğrayan kadınlar ayrıca şu kurumlardan destek alabilirler Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı Alo 183, ALO 155 Polis İmdat, ALO 156 Jandarma İmdat,112 ACİL, 0212 656 96 96 Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattını arayabilirler. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde veya Aile ve Sosyal Politikalar İlçe Müdürlüğünde, Aile Danışma Merkezleri ve Toplum Merkezlerinde ücretsiz olarak danışmanlık, rehberlik, yönlendirme hizmetleri alabilirler. ŞÖNİM Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalanlara yönelik verilen tedbirlerin etkin olması için izleme yapan birimlerdir. Bu merkezlerde hukuki, psikolojik, mesleki ve danışma gibi farklı alanlarda hizmetler sunulmaktadır. İlaveten sığınma evleri ya da diğer adıyla konukevleri, şiddete uğrayan veya risk altındaki kadınların varsa beraberlerindeki çocuklarıyla birlikte, geçici süre ile barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulmuştur. Bu hizmeti başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü olmak üzere, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, kaymakamlıklar ve valilikler Şiddetin CezasıPsikolojik şiddet kapsamına giren suç tiplerinden biri, TCK m. 84/1’de düzenlenen intihara yönlendirme suçudur. Kanun koyucu başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişiyi cezalandırmıştır. Söz konusu maddede esas itibariyle üç ayrı suç tipi öngörülmüş olup, psikolojik şiddete konu olabilecek suçlar intihara ikna veya yardım ile intihara hürriyetinden yoksun kılma suçu da psikolojik şiddetin bir görünümüdür. TCK m. 109/1’e göre, bu suç bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak olarak tanımlanmıştır. TCK m. 109/3-e’ye göre, bu suçun eşe karşı işlenmesi nitelikli hal olarak değerlendirilmiştir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, haberleşmenin engellenmesi, haberleşmenin gizliliğini ve özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi ve hukuka aykırı olarak yayılması da ayrı birer suç oluşturdukları gibi; somut durum değerlendirildiğinde kötü muamele suçunun da unsurlarını şiddetin bir diğer görünüm biçimini oluşturan birden çok evlilik de TCK m. 230’da suç olarak düzenlenmiştir. Buna göre, evli olmasına rağmen başkası ile evlenme işlemini yaptıranlar, kendisi evli olmamakla birlikte evli olduğunu bildiği bir kimse ile evlilik işlemi yaptıranlar ve aralarında evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında cezai yaptırım birinin aile hukukundan doğan bakım veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumu da TCK m. 233/1 kapsamında suç teşkil edecektir. Kocanın hamile olduğunu bildiği eşini terk etmesi, yine aynı maddenin 2. fıkrası kapsamında ceza yaptırımına gerçekleşmesi halinde psikolojik şiddet, TCK kapsamında eziyet suçuna, TCK kapsamında tehdit suçuna yahut TCK kapsamında şantaj suçuna da vücut şiddet uygulayan fail, hakkında ceza davasının açılması sonucunda yapılacak yargılama neticesinde ilgili suç tipinin TCK’da öngörülen cezası kapsamında Şiddet Boşanma DavasıŞiddet yalnızca eşe karşı gerçekleştirilen fiziksel şiddeti ifade etmemekte; özellikle eşe karşı psikolojik şiddet uygulanması, uygulamada boşanma davasına ilişkin hükümlerde sıklıkla yer almaktadır. Şiddetin her türlüsü yeterli bir boşanma sebebi olduğundan boşanmada duygusal şiddet de boşanma sebepleri içerisinde yer almaktadır. Yargıtay, birçok kararında psikolojik ve ekonomik şiddeti kusurlu davranış ve boşanma sebebi olarak görmektedir. Fiziksel, psikolojik ve/veya ekonomik şiddet içerikli davranışlar veya bu davranışlara uğrama tehlikesi, boşanma davasına konu olabileceği gibi 6284 sayılı Kanun uyarınca “koruma ve önleyici tedbir davası” açılmasına da sıklıkla sebep şiddet gören eş, psikolojik şiddetin artık evlilik birliğini sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek boyutlara vardığını düşündüğü anda psikolojik şiddet nedeniyle boşanma davası açabilir; burada bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Psikolojik şiddet eşlerden biri için evlilik birliğini çekilmez bir hale getirmiş ve ortak hayatı sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek ise şiddet mağduru eş, çekişmeli boşanma davası açabilir ve bu durumda hakim, boşanmaya karar verecektir. Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunulabileceği gibi müşterek çocuk ya da çocukların varlığı durumunda velayet, çocuk lehine iştirak nafakası yahut yoksulluğa düşecek eş açısından yoksulluk nafakası da talep sebepleri TMK’nın 161-166. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu sebeplerin özel ve genel sebepler olarak ayrılması mümkündür. Boşanmanın özel sebepleri zina TMK m. 161; hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış TMK m. 162; suç işleme ve haysiyetiz hayat sürme TMK m. 163; terk TMK m. 164 ve akıl hastalığıdır TMK m. 165. Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır TMK m. 166. Anlaşmalı boşanma ve fiili eylemli ayrılık da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi şartını arayan boşanma sebeplerinin nisbi; bu şartın aranmadığı sebeplerin ise mutlak boşanma sebebi olduğu kabul şiddet türlerinden birini ve özel-mutlak boşanma sebebini oluşturan zina, evlilik birliği devam ederken eşlerin karşı cinsten başka biriyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişki kurmaları anlamına gelir. Zinadan söz edilebilmesi için, kişinin evli olması, eşinden başka ve karşı cinsten biriyle cinsel ilişkide bulunması tek bir kez bile olsa ve kusurlu olması gerekir. Eşlerden birinin sadakatsizliği nedeniyle zinaya dayanarak boşanma davası açılabileceği gibi, bu eylemin doğurduğu çekilmezlik nedeniyle de boşanma davası açılabilir. Davacı hem zinayı, hem evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürerek dava açabilir. Aynı cinsten olan kişiler arasındaki cinsel ilişki, zina olarak kabul edilmez. Benzer şekilde normal cinsel ilişki dışında kalan diğer cinsel ilişki türleri hayvanlarla, livata, vibratör vb. araçlarla yapılanlar de zina kavramına dahil edilmemiştir. Bu tür durumlar haysiyetsiz hayat sürme TMK m. 163 veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması TMK m. 166 nedeniyle boşanma sebebi olabilir. Zinayı ileri süren taraf, bunu her türlü delille ispat edebilir. Mektuplar, smsler, e-mailler, fotoğraflar, doğan çocuğun DNA ve kan testlerinin sonuçlarına istinaden başkasından dünyaya geldiğinin anlaşılması vb. deliller bu kapsamda m. 162’de özel-mutlak boşanma nedenlerinden biri olarak düzenlenen “hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış”, başlığında aslında üç ayrı boşanma sebebi sayılmıştır. Bunlardan ilki olan hayata kast, eşlerden biri tarafından bilerek ve isteyerek diğerinin hayatına karşı yapılan ve öldürme amacı taşıyan eylemlerdir. Eğer bu eylem, diğer eşi fiilen öldürmeye teşebbüs şeklinde ortaya çıkmışsa evlilik içi fiziksel şiddet; diğer eşi intihara teşvik, zorlama ve yardım olarak ortaya çıkmışsa evlilik içi psikolojik şiddet söz konusudur. Öldürme tehdidi eşe karşı uygulanan psikolojik şiddetlerden biri olmakla birlikte sadece tehdit aşamasında kaldığı sürece hayata kast sebebi ile boşanma kararı verilmesi mümkün değildir. Buna karşılık öldürme kastının bulunmadığı fiziksel şiddet türleri, diğer eş için hayati tehlike yaratmış olsa bile, yine hayata kast sebebi ile boşanma davası açılması söz konusu olamayacaktır. Pek kötü davranış, eşlerden birinin diğerinin bedensel ve ruhsal sağlığını tehlikeye düşürecek maddi nitelikteki her türlü davranışıdır. Evlilik içi fiziksel şiddet örnekleri oluşturan eşlerden birinin diğerini dövmesi, aç bırakması, hapsetmesi; psikolojik şiddet örneği oluşturan doktor yerine üfürükçüye götürmesi; cinsel şiddet örneği oluşturan cinsel ilişkiye zorlaması pek kötü davranış olarak nitelendirilir. Onur kırıcı davranış, eşlerden birinin diğerinin onuruna veya haysiyetine bilerek ve isteyerek haksız saldırı yöneltmesidir. Davranışın amacı genellikle, eşe hakaret etmek ya da onu küçük düşürmektir. Saldırı sözlü, yazılı olabileceği gibi, hareketle de yapılabilir. Yapılan fiilin hem eşler hem de yaşadıkları çevre açısından onur kırıcı olup olmadığını hakim takdir edecektir. Diğer eşin kışkırtması varsa onur kırıcı davranışı yapan eşin kusuru kısmen ya da tamamen ortadan kalkabilir. Evlilik içi psikolojik şiddet örnekleri de oluşturan eşlerden birinin diğerine asılsız hırsızlık ihbarında bulunması, mahkeme koridorunda hakaret etmesi, asılsız şekilde bakire olmadığını yayması, karısının bakire olmadığını kahvehanede açıklaması, Yargıtay tarafından onur kırıcı davranış olarak m. 163’de düzenlenen küçük düşürücü suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme özel-nisbi boşanma sebebidir. Bu hükümde tek başlık altında iki ayrı boşanma sebebi düzenlenmiştir. Her iki fiil de doğrudan eşler arasında işlenmediği halde, yansıması evlilik içi psikolojik şiddet m. 164’de özel-mutlak ve kusurlu bir boşanma sebebi olarak düzenlenen terk, evlilik içi psikolojik şiddet de oluşturur. Terk, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak hayata son vermesidir. Ortak hayata son verme, ortak konutun terki şeklinde ortaya çıkabileceği gibi; diğer eşi ortak konutu terk etmesini için zorlamak veya haklı neden olmaksızın ortak konuta dönmesini engellemek şeklinde de oluşabilir. Boşanma davası açılabilmesi için terkten itibaren en az 4 ay geçtikten sonra hakimin terk eden eşe yapacağı ortak konuta dönmesi ihtarı üzerinden de 2 ay geçmiş olması m. 165’de özel-nisbi ve kusura dayanmayan bir boşanma sebebi olarak düzenlenen akıl hastalığı, günlük hayatta şiddet içeren olası sonuçlar doğurabilecek olsa bile, bunlar diğer boşanma sebeplerini değil sadece akıl hastalığı nedeniyle boşanma isteminin gerekçesini m. 166’da yukarıda sayılan özel boşanma sebeplerinden farklı olan ve genel- nisbi boşanma sebebi olarak adlandırılan evlilik birliğinin sarsılması düzenlenmiştir. Eşlerden her biri evlilik birliğinin, ortak hayatın sürdürülmesi kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması durumunda boşanma davası açabilir. Zira eşler arasında boşanma sebebi olabilecek her olayın önceden belirlenmesi ve düzenlenmesi beklenemez. Başka bir deyişle, önceden belirlenmesi mümkün olmayan bir olay evlilik birliğini temelinden sarsmışsa ve bu nedenle eşlerin ortak hayatı devam ettirmesi beklenemez durumda ise, boşanmanın genel sebebinden söz edilir. TMK m. 166’da aslında üç tür genel boşanma sebebi düzenlenmiştir. Bunlardan ilki evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Diğer iki halde ise, kanun koyucu evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu varsayımından hareketle, eşlerin birlikte dava açmaları ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesini anlaşmalı boşanma; açılmış olan bir boşanma davasının reddinin kesinleşmesinden başlayarak 3 yıl içinde eşlerin ortak hayatı yeniden kurmamaları halinde ise evlilik birliğinin fiilen kurulamaması kapsamında birliğinin temelinden sarsıldığının kabul edildiği psikolojik şiddet örneklerinin pek çoğu kadına yönelik küçültücü davranışlardan oluşmaktadır. Yargıtay davalının fiziksel özellikleri ile alay edilmesini deve gibi boynun var, karga gibi burnun var; zürafa gibisin, yiye yiye dana gibi oldun ve aşağılanmasını ben seni evlendiğimizden beri kullandım, hevesimi aldım, bundan sonra seni kimse almaz bu kapsamda değerlendirmiştir. Yine psikolojik şiddet kapsamında olan nesebi reddetmediği halde ortak çocuğun kendisinden olmadığını ileri sürmek ve hatta karısını sevmediğini söylemek de evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak Şiddet Boşanma Davası Maddi ve Manevi Tazminat TMK m. 174/1 uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Maddi zararın miktarı, boşanma yüzünden eşin artık kullanma olanağı kalmayan ve ileride de kavuşması ihtimali ortadan kalkan yararlar kadar olacaktır. Maddi tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zararın miktarı gibi hususlar m. 174/2 uyarınca, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Şiddet, esas itibariyle kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir fiil olduğundan, uygulamada eşe karşı şiddet uygulanması sebebi ile açılan boşanma davalarında, manevi tazminat taleplerine sıklıkla ve manevi tazminat talebi boşanma davası ile birlikte yahut boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı bir dava olarak ileri sürülebilir. Zira TMK uyarınca, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına Davasında Psikolojik Şiddetin İspatıBoşanma davalarında psikolojik şiddetin ispatı her türlü delil ile gerçekleştirilebilir. Tanık beyanı komşular, aile bireyleri, çocuklar gibi, eşle yapılan mesajlaşmalar, whatsapp yazışmaları, sosyal medya yazışmaları psikolojik şiddetin ispatında başvurulabilecek delillere davasında boşanmak isteyen ve boşanma taleplerini kanunda öngörülen nedenlere dayandıran eşlerden her biri iddialarını ispatla mükelleftirler. İddiaların ispatı noktasında ise eşler mutlaka tanık göstermek zorunda değildir; ancak uygulamada eşlerin iddialarına ilişkin tanık dinlenmesi talepleri ile sık sık karşılaşılmaktadır. Şiddet nedeniyle açılacak boşanma davasında, darp ve benzeri durumların doktor raporu ile tespiti, fiziksel temas içermeyen ekonomik ve psikolojik şiddet gibi durumlarda ise yine eşinizle aranızda geçen bu duruma tanık olan kişilerin, tanık olarak gösterilmesi ve mahkemede beyanlarının alınması psikolojik şiddetin ispatlanması açısından oldukça Şiddet Yargıtay KararlarıYargıtay 2. HD. 2020/440 2020/1390 ŞiddetMedeni KanunTaraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına gerekçede yer alan açıklamalara göre tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiğinin anlaşılmasına, hüküm fıkrasında bu madde yerine aynı kanunun 166/1. maddesinin gösterilmesinin maddi yanılgı sonucu olup bu hususun mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları “Tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesinde yer alan üç yıllık fiili ayrılık süresinde ortak hayatın yeniden kurulmadığı” gerekçesiyle boşanmalarına karar verilmiş, “Davalı kadının ortak hayatı tesis etmekten kaçındığı, yine davalının davacıya hitaben “Caddeler Süleyman gibi köpeklerle dolu” demek suretiyle duygusal şiddet içeren davranışta bulunduğu belirtilerek boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadın tam kusurlu kabul edilmiştir. Oysa, fiili ayrılığı başlatan reddedilen boşanma davasının davacı erkek tarafından açıldığı, davacı erkeğin tarihinde davadan feragat etmesi sebebiyle reddedildiği, bundan sonra tarafların bir arada yaşamadığı anlaşılmaktadır. Davacı erkeğin boşanma davasından feragati, sözü edilen davaya kadarki olaylardan dolayı davalının kusurlu kabul edilmesine mani olur. Feragatin hasıl ettiği kesin hüküm etkisi karşısında, artık önceki olaylardan dolayı davalı kusurlu addedilemez. Mahkemece davalı kadına yüklenen diğer kusurlara davacı erkek dava dilekçesinde dayanmamış olup, dayanılmayan vakıaların hükme esas alınması mümkün değildir HMK m. 25/1. Bu durumda reddedilen boşanma davasını açarak fiili ayrılığa sebep olan davacı erkek boşanmada tam kusurludur. Davalı kadına atfedilebilecek bir kusur gerçekleşmemiştir. Hal böyle iken davalı kadının tam kusurlu bulunması doğru olmayıp, bozmayı 2. bentte açıklandığı üzere davacı erkek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olup, kadın boşanma sonucu eşinin maddi desteğini yitirecektir. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi koşulları oluşmuştur. Davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı kadının maddi tazminat talebinin reddi doğru olmayıp, bozmayı Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar 2. Hukuk Dairesi 2017/6166 2019/2546 ŞiddetMedeni KanunTaraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; manevi tazminat talebinin reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise; tüm yönlerden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldüDavalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesinde;1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, mahkemece belirlendiği üzere eşine duygusal şiddetin yanında, ekonomik şiddet de uygulayan davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu ve bu olayların davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları TMK m 4, TBK m 50, 51 ve 58 dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar 2. Hukuk Dairesi 2016/25746 2018/11588 ŞiddetMedeni KanunTaraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve eksik inceleme yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen günü duruşmalı temyiz eden davacı-davalı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı-davacı … ve vekili gelmedi. Davalı-davacı … vekili Av. …’ın mazereti olduğuna dair dilekçe verdiği, belgelendirmediği görülmekle, mazereti yerinde görülmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği ve eşini küçümseyici davranışlar sergilediği, buna karşılık davalı-davacı kadının ise birden fazla kez intihar girişiminde bulunduğu, eşine ağır hakaretler ettiği, kendisini ve ortak çocuğu öldüreceği yönünde söylemlerde bulunduğu ve eşine karşı fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin, davacı-davalı erkeğin duygusal şiddet ve baskı içeren davranışlarına tepki niteliğinde olduğu gerekçesiyle kusur belirlemesinde dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de; toplanan delillerle bu husus ispatlanamadığı gibi, davalı-davacı kadın tanığı Yaşar’ın, kadının evlenmeden önce de intihar girişimi olduğunu duyduğu yönündeki beyanı da dikkate alındığında, davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin erkeğin davranışlarına tepki olarak kabulü ile kadına kusur olarak yüklenmemesi doğru değildir. Tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının davacı-davalı erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı Medeni Kanunu’nun, 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; 174/2 maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan…/..olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir TMK m. 175 . Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası isteyen davalı- davacı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1630 TL vekalet ücretinin … alınıp … verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden … yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Mesut’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar 2. Hukuk Dairesi 2016/13379 2018/3650 ŞiddetMedeni KanunTaraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine verilen tazminatlar, nafakalar ile kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen alkollü şekilde eve gelme vakıasının duyuma dayalı beyanlar olması ve eşini korkutarak duygusal şiddet uygulama vakıasının ise ispatlanamadığından iddia edilen bu vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine de boşanmaya sebebiyet veren diğer vakıalara göre erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları davalı-davacı kadına; 6 adet 22 ayar, 10 gram Bilezik TL, 17 adet 22 ayar TL’ın aynen, olmadığı taktirde ise tespit edilen TL olan bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerden 17 adet 22 ayarın nelerden ibaret olduğu, cins, nitelik, ağırlık ve değerleri hüküm fıkrasında gösterilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin 2. fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin 2. fıkrasında ise; gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun olarak düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyasın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden hüküm altına alınan ziynet eşyalarının adet, cins ve değerleri tek tek belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ziynet eşyasına yönelik olarak yapılan diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar 2. Hukuk Dairesi 2016/13379 2018/3650 ŞiddetMedeni KanunTaraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine verilen tazminatlar, nafakalar ile kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen alkollü şekilde eve gelme vakıasının duyuma dayalı beyanlar olması ve eşini korkutarak duygusal şiddet uygulama vakıasının ise ispatlanamadığından iddia edilen bu vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine de boşanmaya sebebiyet veren diğer vakıalara göre erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları davalı-davacı kadına; 6 adet 22 ayar, 10 gram Bilezik TL, 17 adet 22 ayar TL’ın aynen, olmadığı taktirde ise tespit edilen TL olan bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerden 17 adet 22 ayarın nelerden ibaret olduğu, cins, nitelik, ağırlık ve değerleri hüküm fıkrasında gösterilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin 2. fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin 2. fıkrasında ise; gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun olarak düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyasın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden hüküm altına alınan ziynet eşyalarının adet, cins ve değerleri tek tek belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ziynet eşyasına yönelik olarak yapılan diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar 2. Hukuk Dairesi 2016/12004 2018/2538 ŞiddetMedeni KanunTaraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldüTarafların karşılıklı açılan boşanma davalarının yargılaması sırasında davalı-karşı davacı kadının davasının 27/10/2015 tarihinde müracaata bırakıldığı, davacı-karşı davalı erkeğin davası yönünden yargılamaya devamla 27/10/2015 tarihinde, davalı-karşı davacı kadının birlik görevini ihmal etmek amacıyla ortak konutu terk ettiği, davacı-karşı davalı erkeğin ortak çocuklara psikolojik şiddet uyguladığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu karar 23/12/2015 tarihinde taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davalı-karşı davacı kadın tarafından 27/10/2015 tarihinde müracaata kalan davanın tarihinde yenilenerek ayrı esasa kaydedilmesi ile yapılan yargılamada davacı-karşı davalı erkek tarafından açılan ve taraflarca temyiz edilmeksizin keşinleşen boşanma davasındaki aynı gerekçeyle tarafların boşanmalarına karar verildiği davalı erkek tarafından TMK 166/1 maddesi hükmü istemiyle açılan ilk davanın yukarıda belirtilen gerekçeyle kabulüne karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden davalı-karşı davacı kadının TMK 166/1 maddesi hükmü istemiyle açmış olduğu dava konusuz kalmıştır. O halde; mahkemece yapılacak iş kadının davası yönünden dava konusuz kaldığından “Karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm kurmak ve davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda karar vermekten ibaret olup, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde yeniden boşanmaya karar verilmesi ve fer’ileri hakkında hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
aile içi şiddette kamu davası