allah ın 1001 ismi nelerdir

Bölümleribirbirinden ayıran ve her bölümün sonunda yer alan bir dua bulunmaktadır. Bu duanın manası, Allah’ın acizden, şirkten ve kusurdan münezzeh olan Allah’ım cehennem ateşinden ve gazabından sana sığınırım duası söylemektedir. Cevşen duası baştan sona Cenab-ı Hakkın 1001 ismi ile yapılan muazzam bir duadır. İştebu noktada “Bismillah her hayrın başı olur.”. Yani Allah’ın emrettiği, Allah’ın emri ve rızası dahilinde olan bir işe Bismillah ile başlarsanız, O Yüce Yaratıcının ismi ile başlarsanız, adeta o işin tahakkuku için O’nu vekil tayin ederseniz o zaman o iş hayır olur. Ve o zaman Bismillah her hayrın başı olur. Nefislerinibir ay süreyle Allah rızası için yeme, içme ve cinsel arzularından alıkoyan mü’minler, böylesine bir bayramı hak ederler. Ramazan Bayramı bu anlamda bir aylık Ramazan Allahın İsm-i Azamı ki "Onunla dua edilince Allah o duayı kabul eder" İbn-i Abbas'tan(r.a) rivayete göre,Reûlullah(s..av) şöyle buyurdu."Allh'ın ismi Azamı ki onunla dua edilince Allah o duayı kabul eder.İşte o Âl-i İmran suresinin 26.ncı Âyeti olan şu YENITÜRK KITABEVI GmbH - 1001 Hadis - Mehmet Dikmen. Mo, 04.Jul.2022 - 21:27. Esma Ül Hüsna - Allah'ın Güzel İsimleri (Cep Boy) Bu ürünü alanlar başka neler almışlar? Büyük Osmanlı Tarihi Seti (4 Cilt Ansiklopedi + 1 Kitap + 1 Poster) TV'deki Kampanyamız Elite Rencontre Gratuit Pour Les Femmes. Sual “Allah’ın isimleri 99 mu, 1001 mi? Bunları bilmenin önemi nedir? Allah’ın isimleri Cevşen’de mi, yoksa Kur’ân’da mı bildirilmiş? Hepsi bildirilmiş mi? İzah eder misiniz?” Her halimizde ve her işimizde kul olarak Allah’ın isimlerini bilmeye ve O’na sığınmaya mecbur ve muhtacız. Allah’ın isimleriyle Allah’a böylesine yakın olmayı Kur’ân da istemekte, O’na, O’nun isimleriyle sığınmayı emretmekte ve Allah’ın isimleri konusunda dalâlete düşmekten bizi Şu âyetler, Kur’ân’ın bu husustaki hassasiyetini bize anlatmaya yeter “De ki İster Allah diye duâ edin, ister Rahman diye duâ edin, hangisiyle duâ ederseniz edin; Çünkü Esmâ’ül-Hüsna en güzel isimler O’na mahsustur.”2 “Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır; Esmâ’ül-Hüsna en güzel isimler O’na mahsustur.”3 Allah’ın güzel isimlerini tanıdıkça kendimizi, etrafımızı, varlıkları ve Rabbimizi daha iyi tanırız; hakkı, hakikati, dini, diyaneti, maneviyatı, dünyayı, âhireti, Mahşeri, Cenneti, Cehennemi daha iyi tanırız; varlıkların özünü, künhünü, muammasını, esrarını, mahiyetini keşfederiz; sevmeyi, yaşamayı, güzelliği, dostluğu, samimiyeti, muhabbeti, barışı, esenliği, fıtratı, hilkati öğreniriz; yaratılanı Yaratan’dan ötürü hoş görmenin ve sevmenin zevkini ve lezzetini tadarız. Allah’ın isimleri ne doksan dokuzla, ne bin birle sınırlı değildir. Cenâb-ı Hakk’ın isimleri sayısızdır. Allah Resulü asm bir niyazında şöyle buyurmuştur “Allah’ım! Sana, Zat-ı Bari’ni isimlendirdiğin, Kitabında inzal buyurduğun, Peygamberine talim buyurduğun ve ezelî ilm-i gaybında Kendin için tahsis ettiğin Esma-i Şerîfenin hepsiyle niyaz ederim.”4 Hazret-i Âişe validemiz ra; “Allah’ım! Esma-i Hüsna’ndan bizim bildiğimiz, bilmediğimiz bütün isimlerinle Sana münâcat ederim. Büyüklerin büyüğü olan İsminle Sana niyaz ederim. Kim ki Sana bu isimlerinle duâ ederse cevap verirsin Rabbim!” diye niyazda bulunmuştu. Bunu işiten Allah Resulü asm, “İsabet ettin! İsabet ettin” Cenâb-ı Hak cc bizim bilmemizi irade buyurduğu Esma-i Hüsna’sından bir kısmını sırf vahiy olan Kur’ân-ı Kerim’inde zikretmiş, bir kısmını ise Resul’üne asm yine vahiyle bildirmiştir. Peygamber Efendimiz asm hiç olmazsa Allah’ın doksan dokuz isminin bilinmesini ve gerekleri ile amel edilmesini istemiş ve Allah’ın isimlerini ahlâk edinenleri Cennet’le Kendi mübarek diliyle yaptığı duâ ve niyazlarda Resul-i Ekrem Efendimiz asm hep Esmâ’ül-Hüsna’dan imdat eylemiştir. Kendisine asm Cibril-i Emin vasıtasıyla vahy olunan Cevşen’ül-Kebir ise, Esmâ’ül-Hüsna’dan bin bir güzel isimle yapılmış bir duâ ve niyaz hazinesidir. Bizler Allah’ın kullarıyız. Sevincimizde, üzüntümüzde, derdimizde, sıhhatimizde, iyi günümüzde, kötü günümüzde hep O’na yakın olmak isteriz ve buna muhtacız. İyi günümüzde şükretmek için O’nun adına muhtacız. Kötü günümüzde sabretmek için O’nun adına muhtacız. O’nun merhametini istediğimizde Rahman ve Rahîm isimleri ile O’na yaklaşırız. Günahlarımızdan pişman olduğumuzda O’nun Ğaffâr, Ğafûr, Tevvâb, Kâbil, Mücîb, Settâr, Afüvv isimleri ile O’na sığınırız. Hastalandığımızda Şafi ve Muâfî isimleri ile niyazda bulunur, Allah’tan şifa ve afiyet talep ederiz. Düşmanlarımıza güç yetiremediğimizde Allah’ın Kahhar, Cebbar, Celil isimlerine havale ederiz. Mal-mülk sahibi olduğumuzda Allah’ın Malik, Vâris, Ğanî, Muğnî olduğunu düşünür, elimizdeki malın emanet bulunduğunu idrak eder ve haddimizi aşmayız. Fakirlik ve yoksullukta Allah’ın Müstağni, Şefik, Vehhâb, Kerim, Âdil, Bâsıt, Atûf, Enis, Kadir, Muizz olduğunu takdir ederiz, fakirliğe sabrederiz, ümidimizi kırmayız ve çalışmaya devam ederiz. Düştüğümüzde Allah’ın Mevlâ, Mezkûr, Mufaddıl, Muhsin, Muğîs, Rabb, Muin, Râfi, Müsehhil olduğunu hatırlar, kalkmak için Allah’a sığınır ve kendimizde güç buluruz. Yükseldiğimizde Allah’ın Müzill, Münezzil, Melik, Kaim, Rakîb, Mümît isimleri ile her an düşmemizin de söz konusu olabileceğini hatırlar ve kendimizi Kaf Dağında görmez, alçak gönüllü ve kanaatkâr oluruz. DU Ey Celâl ve İkram Sahibi! Ey Kelâm ve Kudret Sahibi! Ey Hayat ve Vahdet Sahibi! Ey Cemal ve Kemal Sahibi! Ey Beka ve Gına Sahibi! Ey İzzet ve Azamet Sahibi! Ey Tevhid ve Celâl Sahibi! Ey Rahmet ve Mağfiret Sahibi Allah’ım! Bizi Seni tanıma zenginliğinden, Senin rızana erme devletinden, Senin affına uğrama lütfundan, Senin cennetine ulaşma bahtiyarlığından, Senin Cehenneminden azat olma bahtından mahrum eyleme! Kusurlarımızı bağışla! Ayıplarımızı ört! Hatalarımızı affet! Bizi Kendine kul kabul et! Âmin. Dipnotlar 1- A’râf Sûresi, 7/180, 2- İsrâ Sûresi, 17/110 3- Tâhâ Sûresi, 20/8, 4- Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/391;Tecrit Terc., 8/192, 5- Tecrit Terc. 8/192 6- Buhârî, 8/1165;Tirmizî, Daavât, 86 Kaynak Sual Esma-i hüsna ne demektir? CEVAP Esmâ-ül hüsna, Allahü teâlânın güzel isimleri demektir. Arapça orijinal yazılışları için buraya tıklayınız! Allahü teâlânın Tirmizi’de bildirilen 99 ismi şunlardır 1- Allah Her ismin vasfını ihtiva eden öz adı. Kendinden başka ilah bulunmayan tek Allah. Bu ism-i şerif, Cenâb-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diğer isimlerin ifade ettiği bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. Diğer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz. Bu isim, Allah'tan başkasına mecazen de verilemez. Diğer isimlerinden bazılarının, Allah'tan başkasına isim olarak verilmesi caizdir. 2- Er-Rahmân Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden. 3- Er-Rahîm Ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden. 4- El-Melik Mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan. 5- El-Kuddûs Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan. 6- Es-Selâm Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden. 7- El-Mü’min Güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren. 8- El-Müheymin Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan. 9- El-Azîz İzzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen. 10- El-Cebbâr Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran. Hükmüne karşı gelinemeyen. 11- El-Mütekebbir Büyüklükte eşi, benzeri yok. 12- El-Hâlık Yaratan, yoktan var eden. Varlıkların geçireceği halleri takdir eden. 13- El-Bâri Her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan. 14- El-Musavvir Varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan. 15- El-Gaffâr Günahları örten ve çok mağfiret eden. Dilediğini günah işlemekten koruyan. 16- El-Kahhâr Her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim. 17- El-Vehhâb Karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden. 18- Er-Razzâk Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan. 19- El-Fettâh Her türlü sıkıntıları gideren. 20- El-Alîm Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en mükemmel bilen. 21- El-Kâbıd Dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan. 22- El-Bâsıt Dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren. 23- El-Hâfıd Kâfir ve facirleri alçaltan. 24- Er-Râfi Şeref verip yükselten. 25- El-Mu’ız Dilediğini aziz eden. 26- El-Müzil Dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden. 27- Es-Semi Her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden. 28- El-Basîr Gizli açık, her şeyi en iyi gören. 29- El-Hakem Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. Hikmet sahibi. 30- El-Adl Mutlak adil, yerli yerinde yapan. 31- El-Latîf Her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan. 32- El-Habîr Her şeyden haberdar. Her şeyin gizli taraflarından haberi olan. 33- El-Halîm Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi. 34- El-Azîm Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce. 35- El-Gafûr Affı, mağfireti bol. 36- Eş-Şekûr Az amele, çok sevap veren. 37- El-Aliyy Yüceler yücesi, çok yüce. 38- El-Kebîr Büyüklükte benzeri yok, pek büyük. 39- El-Hafîz Her şeyi koruyucu olan. 40- El-Mukît Rızıkları yaratan. 41- El-Hasîb Kulların hesabını en iyi gören. 42- El-Celîl Celal ve azamet sahibi olan. 43- El-Kerîm Keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden. 44- Er-Rakîb Her varlığı, her işi her an gözeten. Bütün işleri murakabesi altında bulunduran. 45- El-Mucîb Duaları, istekleri kabul eden. 46- El-Vâsi Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden. 47- El-Hakîm Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan. 48- El-Vedûd İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan. 49- El-Mecîd Nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık bulunan. 50- El-Bâis Mahşerde ölüleri dirilten, Peygamber gönderen. 51- Eş-Şehîd Zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde hazır ve nazır olan. 52- El-Hak Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran. 53- El-Vekîl Kulların işlerini bitiren. Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran. 54- El-Kaviyy Kudreti en üstün ve hiç azalmaz. 55- El-Metîn Kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü. 56- El-Veliyy Müslümanların dostu, onları sevip yardım eden. 57- El-Hamîd Her türlü hamd ve senaya layık olan. 58- El-Muhsî Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen. 59- El-Mübdi Maddesiz, örneksiz yaratan. 60- El-Muîd Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan. 61- El-Muhyî İhya eden, yarattıklarına can veren. 62- El-Mümît Her canlıya ölümü tattıran. 63- El-Hayy Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan. 64- El-Kayyûm Mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan. 65- El-Vâcid Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan. 66- El-Mâcid Kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan. 67- El-Vâhid Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan. 68- Es-Samed Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci. 69- El-Kâdir Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan. 70- El-Muktedir Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi. 71- El-Mukaddim Dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan. 72- El-Muahhir Dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan. 73- El-Evvel Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan. 74- El-Âhir Ebedi olan, varlığının sonu olmayan. 75- Ez-Zâhir Yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen. 76- El-Bâtın Aklın tasavvurundan gizli olan. 77- El-Vâlî Bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan. 78- El-Müteâlî Son derece yüce olan. 79- El-Berr İyilik ve ihsanı bol olan. 80- Et-Tevvâb Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan. 81- El-Müntekım Asilerin, zalimlerin cezasını veren. 82- El-Afüvv Affı çok olan, günahları mağfiret eden. 83- Er-Raûf Çok merhametli, pek şefkatli. 84- Mâlik-ül Mülk Mülkün, her varlığın sahibi. 85- Zül-Celâli vel İkrâm Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi. 86- El-Muksit Mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine uygun yapan. 87- El-Câmi İki zıttı bir arada bulunduran. Kıyamette her mahlûkatı bir araya toplayan. 88- El-Ganiyy İhtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey Ona muhtaç olan. 89- El-Mugnî Müstağni kılan. İhtiyaç gideren, zengin eden. 90- El-Mâni Dilemediği şeye mani olan, engelleyen. 91- Ed-Dârr Elem, zarar verenleri yaratan. 92- En-Nâfi Fayda veren şeyleri yaratan. 93- En-Nûr Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren. 94- El-Hâdî Hidayet veren. 95- El-Bedî Misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. Eşi ve benzeri olmayan. 96- El-Bâkî Varlığının sonu olmayan, ebedi olan. 97- El-Vâris Her şeyin asıl sahibi olan. 98- Er-Reşîd İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren. 99- Es-Sabûr Ceza vermede, acele etmeyen. Başka isimler söylemek Sual Allahü teâlâya Onun 99 isminden başka bir isim söylemek caiz olur mu? Mesela Padişah, Sultan, Çalap, Hüda gibi isimler caiz olur mu? CEVAP İbadet olmayan yerlerde kullanmak caizdir. İbadet olarak kullanılmaz. Birgivi vasiyetnamesi şerhinde, Allah’ın isimlerinin tevkifi olduğu, yani dinin bildirdiği isimleri söylemek gerektiği, Esma-i hüsnâdan başka isim söylenemeyeceği açıklanmaktadır. Şerh-i mevakıfta da, Allahü teâlâya yakışan mana ile 99 isminden başka isim söylemek, âlimlerin çoğuna göre caiz değildir buyuruluyor. Yani az da olsa, Allahü teâlâya yakışan başka isimlerle çağırmanın da caiz olduğunu söyleyen âlimler var demektir. Esma-i hüsnâdan olmadığı halde, Mevla, Rab, Nasır, Galip, Ekrem, Allahü teâlânın ismi olarak Kur'an-ı kerimde kullanılmıştır. Hadis-i şeriflerde ise, Hannan, Mennan, Cemil gibi isimler kullanılmıştır. Feraid Tasavvuf şairi Kuddusi efendi diyor ki Ey rahmeti bol Padişah, Cürmüm ile geldim sana, Ben eyledim hadsiz günah, Cürmüm ile geldim sana. Yunus Emre de, Çalap ve daha başka isimleri ilah manasında, ibadet dışında kullanmıştır. Bir çok menkıbede, hükümdar, sultan kelimeleri ibadet dışında kullanılmıştır. Âlimlerin kullandıkları isimlerden başka isimleri kullanmamalıdır. Esma-i hüsna’yı ezberlemek Sual Bir arkadaşım dedi ki “Ebu Hüreyre’den nakledilen bir hadiste, Peygamberimizin Allahü teâlânın şu 99 esma-i hüsnasını ihsâ eden, Cennete girer, sonsuz saadete ulaşır dediği iddia edilmiştir. Ancak, Peygamberimizin, Allah'a böyle bir sınırlama koyması mümkün değildir. Bu hadis sahih değildir. Peygamberimiz şöyle söylemiş olabilir Allah'ın isimlerinden 99'unu ihsâ eden Cennete girer, sonsuz saadete erişir. Bu arkadaşımın sözünde doğruluk payı var mıdır? CEVAP Yoktur. Çünkü o hadis-i şerif, kütüb-i sittenin en kıymetli üç hadis kitabında, yani Buhari, Müslim ve Tirmizi’de vardır. O hadis-i şerifi yalan saymak, bu üç büyük âlimi cahil saymak olur. Din kitaplarında bu husus açıklanmıştır. Herkese Lazım Olan İman kitabında deniyor ki Allahü teâlânın isimleri sonsuzdur. Bin bir ismi var diye meşhurdur. Yani, isimlerinden bin bir tanesini insanlara bildirmiştir. Bunlardan 99’una Esma-ül hüsna denir. Demek ki Allah’ın bin bir ismi vardır. Ama bunlardan 99’una Esma-i hüsna deniyor. Kadı zade Ahmed efendi de, Birgivi vasiyetnamesi şerhinde, Allahü teâlânın 99 ismine Esma-i hüsna denir diyor. Arkadaşın dediği gibi, Allah’ın isimlerinden 99 unu değil, Peygamber efendimizin bildirdiği 99 ismi ihsâ etmek gerekiyor. Yoksa Allahü teâlânın ismi çoktur. Bunlardan rastgele 99’unu değil, bildirilen 99 ismi ihsâ etmek gerekir. Burada ihsâ etmek, bu 99 ismi manaları ile birlikte ezberleyip amel etmek demektir. Böyle yapan kimse elbette Cennete girer, sonsuz saadete ulaşır. Birkaç örnek verelim Kerim Lütfu ve ihsanı bol, çok ikram eden. Müslüman da, cömert ve ihsan sahibi olmalı. Gaffar Günahları örten ve çok mağfiret eden. Müslümanlar da birbirlerinin kusurlarını görmemeli. Razzâk Her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan. Bu ismi okurken, rızkı için endişe etmemeli. Mütekebbir Büyüklükte eşi, benzeri yok. Bu ismi okurken Allahü teâlânın azametini ve kibriyâsını düşünerek kibirden uzak durmalı. Bunlar gibi Esma-i hüsnadaki isimler okunurken, manalarını düşünmeli ve bunlarla amel etmeli. Arkadaşınızın, hadis-i şerif okuyup yanlış anlaması da gösteriyor ki, tefsirden, meal ve hadisten din öğrenilmez. Dinimi öğreneyim derken, yanlış anlayıp, dinsiz olup çıkabilir. Bu yüzden doğru yazılmış ilmihal kitaplarından dinimizi öğrenmeye çalışmalıyız. Ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli eserlerinden tercüme edilerek derlenmiş olan, nakli esas alan, en kıymetli ilmihal kitabı Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye son sözünde diyor ki “Evliya olan Ehl-i sünnet âlimleri, kalb, ruh mütehassısları olup, herkesin bünyesine ve hastalığına ve zamanının zulmetine ve fesadına uygun ruh ilaçlarını, hadis-i şeriflerden seçerek söylemişler ve yazmışlardır. Resulullah, dünya eczanesine yüz binlerce ilaç hazırlayan baş tabip olup, Evliya olan Ehl-i sünnet âlimleri de, bu hazır ilaçları, hastaların dertlerine göre dağıtan, emrindeki yardımcı tabipler gibidir. Hastalığımızı bilemediğimiz, ilaçları tanımadığımız için, yüz binlerce hadis içinden, kendimize ilaç aramaya kalkarsak, Allergie aksi tesir hasıl olarak, cahilliğimizin cezasını çeker, fayda yerine zarar görürüz. İşte bunun için, hadis-i şerifte, Kur'an-ı kerimi kendi anladığına göre tefsir eden kâfir olur buyuruldu. Mezhepsizler, bu inceliği anlayamadıkları için, Herkes Kur’an ve hadis okumalı, dinini bunlardan kendi anlamalı, mezhep kitaplarını okumamalı diyerek, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarının okunmasını yasak ediyorlar. Bütün Müslümanları felakete sürüklüyorlar.” Hakkıyla bilen Sual Esma-i hüsnadan olan Alîm ismine tam bilen demek uygun mudur? Bunun gibi Basîr ismine de tam gören demek uygun olur mu? CEVAP Alîm ismi Kur’an-ı kerimde yüzden fazla geçiyor. Hiçbir tefsirde tam bilen diye bir ifadeye rastlamadık. Hemen bütün tefsirlerde, hakkıyla bilen, her şeyin içini ve dışını en mükemmel bilen diye açıklanıyor. Alîm, bilen demektir. Neyi bilen, her şeyi bilen demektir. Nasıl bilendir? Hakkıyla bilen, en iyi bilen demektir. Alîm, kısaca her şeyi hakkı ile, en iyi bilen demektir. Basîr de gören demektir. Neyi gören? Gizli açık her şeyi gören demektir. Nasıl görendir? Her şeyin dışını ve içini bir uzuv olmadan müşahede edendir. Tam gören ifadesi biraz yavan kalmaktadır. Gizli açık her şeyi en iyi gören demek daha uygun olur. El Hak ismi Sual Bazıları, Allah’ın Hak diye bir ismi yok, ona hak demek şirk olur diyorlar. Biz hep Cenab-ı Hak diyoruz, bu şirk mi oluyor? CEVAP Hayır, şirk değildir. El Hak isminin, Esma-i hüsnadan yani Allahü teâlânın 99 güzel isminden biri olduğu, Tirmizi’deki hadis-i şerifte bildiriliyor. El Hak Varlığı hiç değişmeden duran, var olan, hakkı ortaya çıkaran demektir. El Berr ismi Sual Esma-i hüsnadan El Berr kelimesi El Birr olarak mı yazılır? İkisi arasındaki fark nedir? CEVAP Bu kelime BR olarak yazılır. Ber, bir ve bur olarak okunabilir. Birr, iyilik demektir. Kur'anda çok yerde geçer Bekara 44, 177, 189; Al-i İmran 92, Maide 2. Tur suresinin 28. âyetinde ise, el-berr-ür-rahim olarak geçmektedir. Bu esma-i hüsnadan olan berr'dir. Bu berr olarak yazılır. Berr, ayrıca kara parçası anlamına da gelir. Maide suresinin 96. âyetinde, sayd-ül bahri = deniz avı, sayd-ül berri = Kara avı ifadesi geçer. Şu surelerde de kara parçası olarak geçmektedir 6/59; 6/63; 6/97;10/22; 17/67; 7/68; 17/70; 27/63; 29/65-66; 30/41; 31/32 Burr, buğday demektir. Bir hadis-i şerifte, Buğdayı buğdaya satarken biri fazla olursa faiz olur buyuruluyor. Vel burru bil burri ifadesi geçiyor. Tirmizi Şu halde birr, iyilik demektir. Berr, Esma-i hüsnadandır, ayrıca kara parçası anlamına da geliyor. Vahid ve Ehad Sual Bir anlamına gelen Vahid ve Ehad kelimeleri arasındaki fark nedir? CEVAP Evet Vahid de, Ehad da Bir manasına gelir. Biri sıfat ismi, biri zat ismidir. Vâhid, Allahü tealanın sıfat isimlerindendir, Esma-i hüsnada bildirilen 99 isminden biridir. Vâhid, zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan anlamındadır. Bir âyet meali şöyledir Elbette ilahınız vahiddir, birdir [Saffat 4 Ehad de Onun zat ismidir. Bir âyet meali şöyledir De ki, Allah ehaddir, birdir [İhlas 1] Burada zatı bakımdan bir demektir. Buradaki Bir kelimesini sayı bakımından bir gibi anlamamalı. Öyle anlaşılırsa Allah madde, cisim gibi anlaşılır. Halbuki Allah hiç bir şeye benzemez, hayal edilen şey mahlûktur, O her hayalden farklıdır. Mücessime ve Müşebbihe denilen fırkalar, Allah’ı yürüyen, oturan, madde, cisim gibi görür. Bir âyet-i kerime meali şöyledir Onun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez. [Şura 11] Allah ismine saygı Sual Allah ismini saygı ifadesiz yazmak, söylemek caiz midir? CEVAP Selef-i salihin saygı ile söyler ve saygı ile yazardı. Terki bid’attir. Bir yazıda, bir konuşmada bir defacık olsun saygı ile yazmalı veya söylemelidir! Onun için dilimizi Allahü teâlâ demeye alıştırmalıyız! Allahü teâlâ razı olsun Sual Allah razı olsun denince saygı sözü terkedilmiş olur mu? CEVAP Evet. Allahü teâlâ, razı olsun demelidir! Kısaltmalar Sual Dini yazılarda saygı kelimelerini her seferinde yazmalı mı? CC, gibi kısaltma yapmak uygun mu? CEVAP Din kitaplarında diyor ki Allahü teâlânın ismini okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince, sübhânallah, tebârekallah, celle-celalüh veya teâlâ gibi saygı sözlerinden birini söylemek, yazmak, ilkinde vacip, tekrarında ise müstehaptır. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellemin ismini işitenin ömründe bir defa salevat getirmesi farz, okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince ilkinde söylemek vacip, tekrarında müstehaptır. gibi kısaltma yapmak uygun değildir. Mirât-i kâinât kitabında diyor ki Cahiller ve tembeller, saygı sözlerini kısaltarak birkaç harf yazıyorlar. Bu doğru değildir. Çok sakınmalıdır! Hafife almak tehlikelidir Sual Kısaltmalar her tarafta kullanılıyor. Bir metini okurken geçtiğinde onu harf bazında söylemiyoruz, yüksek sesle Celle Celalühü diyoruz. Bu konuları konuşmakla vaktimizi boşa geçirmiş bulunuruz. Bu konular İslam’a göre sivrisinek vızıltılarıdır. CEVAP Allahü teâlânın ismini doğru yazalım, yazmayalım demeyi sivrisinek vızıltısı olarak görmek çok tehlikelidir, insanın imanını tehlikeye atabilir. Dinde bir şeyi hafife, basite almak tehlikelidir. Din kitapları yazılmamalı diyor. Ama günümüzdeki kimseler yazıyor. Her tarafta kullanılması ölçü değildir. Ölçü din âlimlerinin bildirdikleridir. Sinek vızıltısı olsaydı, din âlimleri bunu kitaplarına yazmazdı. Bir söz ile insan küfre düşer, bir söz ile imana gelir. Bir söz ile hanım boş olur, bir söz ile elin kızı elin erkeğine hanım olur. Küçük harfle yazmak Sual Lafzatullahı yani Allah kelimesini allah diye baş harfini küçük yazmak küfür mü, yoksa haram mı? Çünkü Allah’tan başka büyük yok. CEVAP Ne küfür, ne haram, ne de mekruhtur. İslam harflerinde zaten büyük harf yok. Dolayısıyla, Kur'an-ı kerimde Allah ismi küçük harfle yazılır. Türkçe’de özel isimlerin büyük harfle yazılması âdet olduğu için, büyük harfle yazıp, yadırganmaya sebep olmamalıdır. Yalnız Allah demek Sual Konuşurken, vaaz ederken, Allah diyor ki demek uygun mu? CEVAP Uygun değildir, saygısızlık olur. Allah teâlâ demek de uygun değildir. Allahü teâlâ demelidir. Allahü teâlânın ismini söyleyince, işitince, yazınca, celle-celalüh, teâlâ gibi saygı sözlerinden birini söylemek, yazmak birincisinde vacib, tekrarında ise müstehabdır. Resulullah efendimizin ismini işitince salevat söylemek de böyledir. Redd-ül-muhtar Hazret-i Yezdan Sual Yezdan, Zerdüştlerin iyilik tanrısına verdikleri isimmiş. Bu durumda mehter marşında geçen, Kur’anda zafer vaat ediyor, Hazret-i Yezdan! ifadesi uygun mu? CEVAP Mahzuru yoktur. Eski İran’ın en büyük dini olan ateşe tapınmayı kuran Zerdüşt, putların arasından Yezdan ve Ehremen isminde iki uknum tayin etti. Yezdan iyilik tanrısı, Ehremen ise, kötülük tanrısı veya Yezdan’ın nur, aydınlık; Ehremen’in de zulmet, karanlık olması gibi, misli görülmemiş bâtıl bir itikad [inanç] ortaya koydu. Cevap Veremedi kitabı Yezdan; ilah, mevlâ demektir. Onlar bu güzel ismi taptıkları şeye koymuşlar. Bundan dolayı Yezdan isminin kötü olması gerekmez. Putlarına Mevlâ ismini de koyabilirlerdi. Bu durumda Mevlâ isminin de kötü olması gerekmezdi. Kâinat, bir sanat eseridir Sual Tabiattaki varlıklar ve kâinat için, sanat eseri demek, Allah için de, sanatçı demek caiz mi? CEVAP Bütün kâinat, tabiattaki her varlık, birer sanat eseridir. Böyle söylemenin mahzuru olmaz. Bir yaprak parçası, muazzam bir fabrikadır. Bir kum tanesi, bir canlı hücre, fennin bugün biraz anlayabildiği ince sanatların birer sergisidir. Bugün, fennin buluşları, başarıları diye övündüklerimiz, bu tabiat sanatlarından birkaçını görebilmek ve taklit edebilmek sonucu ortaya çıkmıştır. Her sanat eserinin, bir sahibi olur. Allahü teâlâ da, bütün kâinatın sahibidir. Onun yaratması, bir sanatçının bir şey yapması, bir eser ortaya çıkarması gibi değildir. Bir sanatçının yaptığı eseri de yaratan, yine Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, bir şeyi yaratmak istediği zaman, ona sadece Ol der, o şey hemen var olur. Allahü teâlâ için sanatçı demek ise, caiz olmaz. İmam-ı Rabbani hazretleri de, buyuruyor ki Allahü teâlânın isimleri, tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine bağlıdır. İslamiyet’in söylediği ismi söylemeli. İslamiyet’in bildirmediği isim ne kadar iyi, güzel isim olsa da söylenemez. 2/67 Allah’a "sanatkâr" demek uygun mu? Sual Allahü teâlâ için "sanatkâr" veya "mühendis" demek caiz midir? CEVAP Değildir, çünkü Allahü teâlânın isimleri tevkifîdir. Yani sadece dinimizin bildirdiği isimler kullanılır. Mânâsı ne kadar güzel olsa da, dinin bildirmedikleri kullanılmaz. Mesela İnsanoğlunun mühendisi, kalbini çok muhteşem şekilde yerleştirmiştir veya Kâinatın sanatkârı gezegenleri yerli yerine yerleştirmiştir demek caiz olmaz, fakat Allahü teâlânın sanatı veya Allah’ın mühendisliği, Allah’ın eseri denir. İkisi farklıdır. Birinde, dinin bildirmediği isim söylenmiş oluyor ki, caiz değildir. Diğerinde ise, bizzat Onun yaptığı iş söyleniyor. Onun sanatı, mühendisliği deniyor. Bu caiz oluyor. Sun-i ilahi veya sunullah da denir. Allah’ın eseri, sanatı demektir. San’i de denir. San’i, yapan, yaratan anlamındadır. Âlim ve Alîm isimleri Sual S. Ebediyye’de, Allahü teâlâya âlim denir, fakat âlim demek olan fakîh denmez, çünkü İslamiyet Allahü teâlâya fakîh dememiştir deniyor. Esma-ül-hüsna’da Âlim diye bir isim yok, el-Alîm ismi var. Allahü teâlânın Âlim ismi de mi vardır? CEVAP Evet, vardır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir Gaybı ancak Allah bilir. O, Âlim-ül-gayb [gaybı bilen]dir. [Haşr 22] Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri de buyuruyor ki Allahü teâlânın isimleri sonsuzdur. İnsanlara bildirilen bin bir ismi var diye meşhurdur. Bunlardan doksan dokuzuna Esma-ül-hüsna denir. İtikadname Allahü teâlâya saygı Sual Sitenizdeki yazıları birçok kimseler alıp sitelerine koymuşlar. Fakat Allahü teâlâ yazdığınız yerlere birer eklemişler. Peygamber efendimiz veya Resulullah yazdığınız yerlere de veya yazmışlar. Böyle harfler yazılması gerekiyorsa siz niye yazmadınız? Gerekmiyorsa onlar niye yazmışlar? CEVAP Bilemediklerinden öyle yazmışlar. Allah ismini yazınca bir saygı ifadesi gerekir. Mesela teâlâ yazılmalıdır. Teâlâ yazılınca artık celle celalüh demek gerekmez. Peygamber efendimiz denince zaten saygı var. Resulullah denince de öyle. Allah'ın Resulü diye saygı belirtiliyor. Din kitaplarında deniyor ki Allahü teâlânın ismini okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince, sübhanallah, tebarekallah, celle-celalüh veya teâlâ gibi saygı sözlerinden birini söylemek, yazmak, ilkinde vacib, tekrarında ise müstehabdır. Resulullah'ın "sallallahü aleyhi ve sellem" ismini işitenin ömründe bir defa salevat getirmesi farz, okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince ilkinde söylemek vacib, tekrarında müstehabdır. Biz, Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır. Orijinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir diye izin verdik, ama orijinaline de sadık kalınmalı dedik. İlave ve çıkarma yapılınca sadık kalınmamış olur. Emanete hıyanet edilmiş olur. Kul hakkı geçer. Bir başka husus da, gibi kısaltma yapmak uygun değildir. Mirât-i kâinât kitabında, Cahiller ve tembeller, saygı sözlerini kısaltıp birkaç harf yazıyorlar. Bu doğru değildir. Çok sakınmalıdır deniyor. Saygı sözlerini kısaltanlara itibar Allahü teâlânın isimlerinin adedi belli midir, bilinen 99 isminden başka isimleri de var mıdır? Cevap Allahü teâlânın isimleri sonsuzdur. Binbir ismi var diye meşhurdur. Yani, isimlerinden binbir tanesini insanlara bildirmiştir. Muhammed aleyhisselamın dininde, bunlardan doksandokuzu bildirilmiştir ki bunlara Esmâ-i hüsnâ denir. Allah'ın İsimleri Sayısı Allah’ın üç bin veya yedi bin ismi olduğu söyleniyor. 99 isminden ayrı olarak “Hannân, Mennân” gibi 99 olmayan ve bilinen isimler nelerdir ve faziletleri nelerdir? Değerli kardeşim, Allah’ın isimleri bildiğiniz gibi Allah dendiği zaman aklımıza üç veya dört mesele gelir 1- Allah’ın Zatı, 2-Allah’ın sıfatları, 3-Allah’ın şe’ni, 4-Allah’ın isimleri. Allah’ın isimleri de kendi içinde a Allah ism-i hassı, yani ism-i zatı, b İsm-i A’zamlar, c Esma-ül Hüsna’ki Kur’an’da geçen isimleridir, d Esma-i ilâhiye’dir ki Kur’an’da geçmeyen, sair semavî kitap ve suhuflarda geçen isimlerdir, e Cenab-ı Hakkın hiçbir Peygambere bildirmediği, hatta Efendimiz Hz. Muhammed’de sas bildirmediği, kendi zatında kenz olarak sakladığı, tecelliyâtını veya temessülâtını! ancak Cennette görebileceğimiz Allah isimleri vardır. Allah’ı şöyle tarif etmişlerdir “Allah esmasıyla malum, sıfatlarıyla muhat, zatı ile mevcud-u meçhul olan bir zat-ı Ecell-i A’lâ’dır.“ Demek ki Allah’ın Zatı var. Sıfatları var. İsimleri vardır. Ve lillâhi meselü’l A’lâ; Benim zatım var, Zatıma bağlı kabiliyetlerim var, Kabiliyetimden fiilerim, fiilerimden de bir kısım san’atlar meydana geliyor. San’atların çeşitlerine göre bana bazı isimler veriliyor. İyi yazı yazınca Kâtip veya Hattat, iyi bir heykel yapınca Heykeltıraş vs. gibi… İşte bunun gibi misaller Allah içindir. Allah’ın zatı var, mevcud-u meçhuldür. Bizdeki kabiliyetler mesabesin de sıfatları var. O bizler için hayret ve şaşkınlık makamıdır. Biz, bizdeki kabiliyetleri kullandığımız zaman bazı fiillerimiz meydana geldiği gibi Allah’ın sıfatlarından da şe’n-ilâhî veya Şuunât-ı İlâhiye meydana gelir. Fiillerimizin sonunda meydana gelen san’atlar ve o san’atlara göre isimler meydana geldiği gibi, Şuunât-ı İlahiyenin tecellisinden de âlemde san’atlı varlıklar meydana gelir. O sanatlara göre de Allah’a isimler verilir. Bizden bir farkı var ki, Allah kendi isimlerini kendisine kendi verir. Allah Kur’anın da isimleriyle kendisini bize tanıtır. Zatı bizler için mevcud-u meçhuldür. Kur’an-ı Kerim’de geçen Allah’ın isimleri Allah’ın Efendimize bildirdiği isimleri içindeki güzel isimleridir. A’raf, 180, İsra, 110, Taha, 8, Haşr, 24 ayetlerinde El Esma-ül Hüsna ifadeleri vardır. En güzel isimler manasındaki “Esma-ül Hüsna” fadesi, dini literatürde bilhassa Allah’ü Teâlânın isimleri için kullanılır. Bu isimlerin bazıları, zat bazıları da sıfat ismidir. Allah ismi bunların hepsini toplayan zat ismi, diğerleri sıfat ismidir. Rahman, sıfat ismi olmakla beraber, Allah’tan başkasına verilmeyen hususî bir isimdir. Sıfatlar; zatiye, fiiliyye ve maneviye olmak üzere üç kısma ayrılır. Zati sıfatlar, Allah’ın zatından ayrılmayan sıfatlardır ve iki kısma ayrılır 1-Sıfat-ı Selbiyye, 2-Sıfat-ı Sûbutiyye’dir. Netice itibariyle Allah’ın zatı bir, esma-ül hüsnâsı çoktur. İbn-ü Kesir tefsirinde demiştir ki “Esma-ül hüsnâ”nın doksan dokuzla sınırlı olmadığına Ahmed b. Hanbel’in “Müsned”inde senediyle Abdullah b. Mesud’dan rivayet ettiği hadiste delâlet etmektedir. Abdullah b. Mes’ud dedi ki; “Resûlullah buyurdu ki; “Herhangi bir Müslüman bir merak veya üzüntüye düşer de“ Allah’ım ben senin kulunum, kulunun ve cariyenin oğluyum. Perçemim senin elinde kudretinde hükmün geçerlidir, hakkımdaki kaza’n adalettir. Senin kendine isim verdiğin veya kitabında indirdiğin yahut yarattıklarından birine bildirdiğin veya katında gayb ilminde kendine tahsis ettiğin bir isimle senden dilerim ki Kur’an’ı kalbimin baharı, üzüntümün cilâsı, keder ve tasamın giderilmesi için vesile kılasın derse, herhalde Allah teâlâ onun merakını giderir, üzüntüsünün yerine ferahlık verir. Bunun üzerine orda bulunanlar dediler ki; “Yâ Resûlullah! Bu kelimeleri ögrenelim mi? Resûlullah da, “Evet bunları işiten her kimsenin öğrenmesi gerekir.” Yine İmam-ı Beyhâki muttasıl bir senedle Hz. Aişe ra den şöyle bir rivayet nakletmiştir Hz. Aişe Peygamber’e sas “Yâ Resûlullah! Allah-ü Teâlâ’nın kendisine dua edildiği zaman kabul buyurduğu ismini bana öğret” demişti. Resûlullah da, ona, “Kalk abdest al, mescide gir, iki rekât namaz kıl, sonrada dua et ben dinleyim.“ buyurdu. O da öyle yaptı, sonra dua için oturduğunda, Hz. Peygamber sas, “Allah’ım onu muvaffak kıl, “ dedi. Hz. Aişe de şöyle dua etti “Ey Allah’ım bildiğimiz ve bilmediğimiz güzel isimlerin hepsiyle ve bir kimsenin kendisiyle sana dua ettiği zaman hoşlandığın ve yine kendisiyle istediği vakit verdiğin en yüce isimle Sen’den istiyorum.” Bu hadislerdeki dualardan anlaşılıyor ki, Allah-ü Teâlânın kitabında zikretmediği ve hiçbir kimseye hatta Efendimiz’e sas de bildirmediği, gayb ilminde yalnız kendisinin bildiği isimleri vardır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın güzel isimleriyle alakalı “En güzel isimler Allah'ındır. Allah'a bu isimlerle dua ediniz.” buyurulur. Bu âyet, Cenab-ı Hakk'ın birçok isimlerinin bulunduğuna işaret etmektedir. Her birisi güzel ve ulvî mânâlar ihtiva eden bu yüce isimlere "güzel isimler" mânâsında "Esmâ-i Hüsnâ" denilmektedir. Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin tamamı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı âlimler Esmâ-i Hüsnânın bin kadar olduğunu beyan Nitekim, Peygamberimiz Cevşenü'l Kebîr isimli hususî duasında Rabbine bin bir isim ve sıfatla niyaz etmektedir. Allah’ın dört bin isminin olduğunu söyleyen alimler olduğu gibi2 Allah’ın beş bin kadar isminin olduğunu söyleyenler de Anlaşılıyor ki Allah’ın isimleri, Akif’in ifadesiyle de nâmütenahidir; “Halıkın nâmütenahi adı var, en başı Hakk, Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak Hani, Ashab-ı Kiram, ayrılalım, derlerken Mutlaka "sure-i Vel-Asrı" okurmuş bu neden?” Kur’ân-ı Kerîm’de geçen 99 esma-ü Hüsna şunlardır; “Allah, Rahman, Rahim, El-Meliku'l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mü'minu, el-Müheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eş-Şekûru, el-Aliyyu, eI-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtinu, el-Vâli, el-Müte'âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku'l-Mülki, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni', ed-Dârru, en-Nâfiu, en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reşîdu es-Sâbüru.”4 Bizlerin esma-ü hüsna’dan diyerek söylediğimiz “el-Hannân, el-Mennân, eş-Şafi, el-Kâfi, Sadıka’l Vaad” gibi 23 kadar isim, Allah’ın isimlerinden olduğu halde, hadis-i şerifte geçen 99 isim içerisinde bulunmamaktadır. Bunların 99 isim içerisinde bulunmamaları, onların esma-ü hüsna içinde olmadığı anlamına gelmez. Yukarıda aktardığımız, İbn-i Kesir kaynaklı ifadeden de Allah’ın isimleri 99 tane değil, çok daha fazladır. Eski hocalarımız “Tevrat’ta 300, Zebur’da 300, İncil’de 300, Kur’ân’da 99 esmâ ile müsemme ey Allah’ım…” diyerek dua ederlerdi. Bir de Allah ism-i camisini eklersek bin tane yapar. Zaten cevşenül kebir’de de bin isimden söz edilmektedir. Ayet-i kerimelerde geçmediği halde Şâfi gibi, Hannân, Mennân vb. isimler Efendimiz’in sav dualarında ve nidalarında vardır. Bunlar ümmete mal olmuş, ümmet tarafından da asırlardan beri zikredile gelmiştir. El-Hannân; “Çok ağlamak, inlemek, özlemek, merhamet etmek, şefkatli olmak anlamındaki "h-n-n" kökünden türeyen hannân çok merhametli, kendisinden yüz çevirene yönelip iltifat eden, açık yol ve özleyen demektir.” El-Mennân; "Birine nimet vermek, iyilik yapmak ve yaptığı iyiliği başa kakmak" anlamındaki "m-n-n" kökünden türeyen mennân; Allah'ın güzel isimlerinden biri olup, İbn Mâce'nin rivâyet ettiği bir hadiste geçmiştir. Mennân, Allah'ın kullarına olan ihsanının çokluğunu ve sayısız nimetler verdiğini ifade eder. Allah'ın bu vasfı Kur'ân'da "menne - yemünnü" fiiliyle ifade edilmiştir "...Allah, kullarından dilediğine nimetini lütfeder yemünnü..."5 "Allah, mü'minlere büyük lütufta bulundu. Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara kendi içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, kendilerini temizleyen ve kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi."6 Ayetlerden de anlaşılacağı üzere Allah'ın mennân vasfı, kullarına maddî ve manevî nimetleri veren anlamını ifade etmektedir. Bu soru cevap sütununda esma-ü hüsnanın ve diğer sünnetten gelen Allah’ın isimlerinin manalarını genişçe anlatabilmem mümkün değildir. Bu hususta esma-ü hüsna ile alakalı yazılmış pek çok kitap vardır. Onları okumanızı tavsiye ederim. Sorduğunuz için teşekkür eder, esmasıyla malum, sıfatlarıyla muhat, zatıyla mevcud-u meçhul olan Hz. Allah’a emanet ederim. Necdet İçel 1. İbn Kesir, Alusî, Araf suresi, 180. ayetin tefsiri 2. Alusî, Araf suresi, 180. ayetin tefsiri 3. İbn Kesir, Fatiha suresinin tefsiri 4. Tirmizî, Daavât 87, 3502. 5. İbrâhim; 11 6. Âl-i İmrân; 164 Hıfzı lisan, Selametül insan.. Etiket "Allah’ın 1001 ismi" 0 Cevşen Nedir? Allah’a hepimiz inanıyoruz. O’nu tanımaya gelince… Bu konuda hepimizin bilgisi farklı seviyelerde. O’nun hakkında bilgi edinmenin yolu ise, önce O’nun eserlerini tanımaktan ve isimlerini öğrenmekten geçiyor… İnanca Tuzak Kuran Sorular Ve Cevapları Devamını oku › 20 Mayıs 2016 Saat 0656 / Muhyiddin Arabi İnsan; Allah'ın bütün sıfat ve yetkinliklerini yansıtan ayna hatta Allah'ın kendisi denmeye layıktır. *Büyük İnsan el insan-el kebir; İnsanda Allah tezahür etmiştir. Melekler ise bu "suret"in yani büyük insanın yani alemin "güç"lerinden bazılarıdır. *Yetkin insanın kalbi; külli kelamın hakikatlerin hakikati tezahür yeridir. Yetkin insan hakikatle doğrudan doğruya irtibat halindedir ve onunla külli ve cüzinin asli birliği gerçekleşir. *İnsan; Allah ile kendi birliğini idrak etmedikçe yetkin değildir. Herkes bu anlamda sadece "kuvve" halinde bir küçük alemdir. Yetkin insan ise fiil halinde bir küçük alemdir, çünkü Allah'ın bütün sıfatlarını fiili ortaya koyar. [FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica]Küçük alem olarak Yetkin İnsan Yetkin insan; Hakikatin iç ve dış yönleridir. Yetkin insan; Hakikatin yani Allah ile alemin küçültülmüş bir suretidir. Yetkin insanın zat'ı, ilahi zat'ın bir halidir. Onun cismi külli cismin el-arş bir halidir. Onun bilgisi, ilahi bilginin bir yansımasıdır. Yetkin insanın kalbi, Kabe'nin gökteki örneğine tekabül eder el-Beyt el-ma'mur. Onun ruhi melekeleri meleklere tekabül eder[/FONT] [FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica]Alemin sebebi olarak Yetkin İnsan *Kendisinde ve kendisiyle kendisine bilinmek üzere suretlerde ve her şeyin üstünde şeylerde tezahür eden "Bir"in, bu ezeli kendi güzellik ve yetkinliklerini seyretme aşkı, en tam tahakkukunu onun tek bilicisi olan ve sıfatlarını mükemmel olarak ortaya koyan yetkin insanda bulmuştur. [/FONT] [FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica]Yetkin insan, onu bütün şüphelerin ötesinde bilir. Onun Allah'a nispeti oranı ne ise, gözbebeğinin bedeni göze nispeti de odur ve onunla Allah yarattıklarını seyreder ve onlara rahmet gönderir yani onları yaratır. Çünkü yaratışın hedefi yalnız yetkin insanda gerçekleşir. İnsan yetkin insan olmasaydı yaratış amaçsız olacaktı. Çünkü Allah bilinmemiş olacaktı[/FONT] [FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica]*İnsana ihtimam özen gösteren kimse, Allah'a ihtimam göstermiş olur. *İnsan türünün korunmasının dini bağlılıktan çok daha fazla gözetilmeye hakkı vardır.[/FONT] [FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica]Yetkin insan; Alemin yaradılış nedeni olduğu gibi, alemin koruyucusudur da. " Yetkin insan oldukça, alem durumunu sürdürür. " Yetkin insan artık bir insan ya da bir suret değil, külli ilke, Allah'ın kendisidir.[/FONT] [FONT=Tahoma,Verdana,Arial,Helvetica]*Her şey bir kelimetullah olduğu için her şey gücünü ve bilgisini kelamdan alan bir "kelam"dır. Çünkü bütün eşya hem "zihin"de hem de kelamın "zat"ında bulunmaktadır.[/FONT]

allah ın 1001 ismi nelerdir